|
MUHAMMET AVCI / 01 Temmuz 2009 10:30
Bzim duygu dünyamızda yaylanın apayrı bir yeri vardır. Yaylayı yadettğimizde göz pınarlarımızdan akan yaşlar sel olur, bir deprem gibi sarsılır yüreğimiz.Bedenimiz gurbette bile olsa kalbimizle biz hep o yaylada oluruz. Kuzuların ' me me ', sığırların 'mo mo' seslerini duyar gibi oluruz. Hele ki yaylaya gidişte şaşörtlerden aldığımız ketelerin tadını hatırlarız. Düzde oynadığımız koco oyunu, kwele taş atmalar, horon, soğuk suya gidip gelmeler, sabahları hayvanları meraya götürmeler, yayık yaymanın ardından yenen gevrekler, düzde yakılan ateşler, katmikir tepesindeki soluklanmalar, Saburtiya'da koyunların yıkanması, Ziyaret tepesindeki rüyaya yatmalar ve yediğimiz havisler, mohrakullar.... hepsi hatıralarımızın birer parçası.Öküzlerle taşıdığımız kaşanlar, barhana, o eşek sırtındaki çuvallar, sepetler, o ocakbaşı sohbetleri hepsi hepsi yaşıyor hala yüreklerimizde. O yayla yollarının mola yerleri, Virisagorav, Uğarehew, Şaşukart, Kurshalat, hepsi kuş uçmaz, kervan geçmez yerler oldul... »
|