| |||
Koriyent Hayallerikoranın pençesi varken tarlada tilkiye hacet yoktur dedi ve masatı bir kaç kez daha çaldı tırpanına en usturuklusundan sonra terden incileşmiş alnını koluyla sıvayıp otların beline vurmaya başladı...01 Ocak 2011, 18:36 tarihinde Tarkan Yılmaz ekledi.
koranın pençesi varken tarlada tilkiye hacet yoktur dedi ve masatı bir kaç kez daha çaldı tırpanına en usturuklusundan sonra terden incileşmiş alnını koluyla sıvayıp otların beline vurmaya başladı bir daha aniden durakladı ve evet dedi burda öyle yılanlardan bahsedilir ağızlarında inci mercan taşıdıkları söylenir ... ve yalan söylemeye başşlıyıcak bir adam edasıyla saçlarını yukarı kaldırırken bir düşünöme süresi aldı ve devam etti bir sabah erken yola çıkmıştım diye başlıyan bir çok sözcük sıralamaya başladı Çocuk ciddiye alınmaktan hoşlandığı dönemleri yaşıyor ve toplum içinde bağımsız bir birey olmanın sorumluluk yüklenmenin tadını algılamaya çalışıyor ve kendini ıspatlamak için bir yol bulmaya çalışıyordu... inanışa göre fıtrattan on onaltı gurubu kişiliklerinin kendini ıspat çabasıysa bilimin onun yaptıklarına taktığı kulptu inançla bilimin çakıştığı yerdeyse bu çocuk vardı...
ama efsaneyi seviyor destana bayılıyordu ve bu efsanenin peşini gütmektede kararlıydı ...o sırada ortalığı inleten bir sesle çağrıldığını duydu yarabbi kaç kişi böyle dehşetengiz bir sesle çağırabilirdi uykudaki ayıların bile uyanıp verilen emri yerine getiresi varken çocuk sesi küçük bir sesle yanıtlarmış gibi yapıp umursamaya devam etti Evet dedi madem böyle birşey varsa bu genç tırpancının bıyıklarını bükerek söylediği gibi mutlaka samickaro civarlarında olmalıydı ama oralar yabancı olduğu yerlerdi hiç gitmemiş ve neyle karşılaşıcağını bilmiyordu Serüven onu uykusundada takip etmiş olucakki sayıklıyordu ve terlemiş kabuslara dalmıştı mağaralara giriyor iri boynuzlu öküzle yılan karışımı kocaman yaratıkların karşısına çıkıyor onlarla döğüşüyor ve bir türlü kavganın sonu gelmiyordu ve son bir kılıç hamlesini vurmuştuki kanların arasında uykusundan uyandı uyandığında gördüğü üzerine gelen kanın sıcaklığı değil terlemiş ve kendini bitkin hissediyor olmasıydı ve kabuslar görmüştü artık ateşi çıktığında rüyalarına giren şeyin arkasına düşmeliydi keleş emonun çayırını hızlı adımlarla geçtikten sonra öğle sonrası güneş eğrilerini alan bir tarafı gölge şimdi berrak duran ama biraz sonra göle umarsız atlayışlar yapan diğer arkadaşlarıyla yüzeceği goloya gelmişti arkasından herkes temkinli adımlarla geldiler çekiniyorlardı çünkü pis birikinti suyunda yüzmek bi yana adamın binbir emekle yetiştirdiği ve çokta iyi ot veren çayırını her yıl aynı çocuksu umarsızlıkla eziyorlardı zavallı ihtiyarsa artık bıkmış ve basit tehditlerle yıldırmaya çalışıyordu çocukları bazende gençlik arkadaşı ismaille göloyu basıp çocukların çıplak popolarına ısırgan otunu sürüveriyorlardı çoğu zaman elbiseleride çaktırmadan alınan çocukların barakanın ortasında çıplak koştukları gözlenmiştir halkı eğlendiren bu sahne çocuklar için bir kabustu ama ya bu zevklerini gidermek için değirmen derelerdeki göllere inmek zorunda kalıyorlar yada burada yüzeceklerse buna katlanmak zorunda kalıyorlardı
Arkadaşlar diye söze başladı çocuk ve etrafına bakıp yeni ve daha ballı bir şekilde ANlatabileceği hikayenin ilginç taraflarını hatırlamaya çalışıyor anlatırken heyecanını koruyor ve ilgi uyandırmaya çalışıyordu çünkü yapılacak işte ortaklara ihtiyacı vardı ve hemen sonuca ulaşmak içinde sabırsızlanıyordu... çok uzatmasına gerek kalmadan maceraya susamış bir genç gurubu bünyesine almıştı bile çoktan gönüllüler hazırdı ama doğrusu gidilecek yer pek bilinen bi yer değildi zaten bilinseydi gizem olmaz ve böyle bir hayvanında orda yaşadığı düşünülemezdi hayde dedi ola madem yola koyulalalım derken çocuklar hazırlanmıştı bile kazmayı küreği alıp gelenlerde vardı neden diye sorulunca ya deliğe girerse diyorlardı ama bahsedilen yılanın kocaman olduğunu unutuyordu çocuk akıllar ama itiraz edenlerde vardı elbette macera başlamış çocuk dimağların hızlı atan kalbi bin kat daha adrenalin diye çırpınıyor yüzler kızarmış ve gerçekten bir ejderha göreceklermiş gibi çocuklar heyecana kapılmışlardı küçük bir patikanın yanına yanaşmış nerden baksan onbeş cocuk sayılamyı bekler gibi sıraya dizilmiş öndekini görmeye çalışıyorlardı öndeki çocuksa getirilen kazmalardan birini arkadaşından kaptığı gibi kazıya koyulmuştu bile hemde ani hareketlerle ola gördüm olaaa nidalarıyla diğeriyse sessiz ol ola kaçırıcan diyordu hesapta görülen ejderhayı ama olayda küçük bir çelişki vardı oda ejderhanın bütün görüldüğü söylenen yerler dere kenarkları küçük vadi içleriydi bunların uğraştıkları yerde ise bir gıdımlık nasret(damla) akmıyordu Çocuklar o kadar uğraşmış bide üstüne bezmiş aç susuz akşama doğru yola koyulmuşlardı çocuksa üzgündü vaadlerinin hiçbiri gerçekleşememiş anlamsız bir uğraşla akşam etmiş o günkü yüzme faslı ve futbol faslınıda macera uğruna es geçmişlerdi ama bu saf bir macera tutkusundan öte bir merakı temsil etmelidir bence çünkü insan en basit bir veriyi bile gerçekliği olabilir diye düşünmeli ve ona göre araştırmalıdır şüphe gerçeğin yoludur ama olumsuz şüphe değil olumlu şüphe . evet olabilir yada bu değil başka birşeyde olabilir şüphesi şüphesiz geliştirici bir şüphedir... Çocuk o akşamki toz toprak fırçasını yedikten sonra üzgün bir şekilde uykunun yolunu tuttu ama uykunun haram olduğunu unuttu o an için ona gene derin hayallerin ardında tekrar uyanıp nenesinin yatağına yavaşça süzüldü ve nenesi sanki onu bekliyormuşçacına başını okşadı halbuki biraz önce nenesi uyurkenki duyduğu burnundan nefes alan birin ıslık çalmasına benzeyen sesi duyuyordu bu nenenin uyuma ıslığıydu huzur vericiydi aynı uyanıp başını okşaması gibi annesi veya babası masallara pek itibar etmezdi nenesiyse gün görmüş ve dünyada herşeyin mümkünlüğüne ihtimal veren gerçek bir kafkas kadınydı hayatı masallarla yoğrulmuş ve bir zahit edasıyla gerçeği kavramışlığın rahatlığını kalbinde taşır ve konuştuğunda tatlı bir serinlik verirdi nene dedi çocuk varmıdır böyle büyük koranlar iri yılar yoksa beni aldatıyormu bu insanlar söyleyişindeki nağmeyi ve kafiyeyi gözünden kaçırmamış olan nine gülümsedi ama çocuk bunu karanlıkta görmedi sade hissetti çünkü mimiklerin yerini küçük telepatik oyunlar alır insanlar zorda kalınca evet dedi yavrum vardır bu ejderhalar koranlar vardır ama eskiden vardır şimdi ise onlar pek ortaya çıkmaz oldular yada nesilleri tükendi çünkü insan çoğaldı insanın bittiği yerde berekette biter yabaniye...ve anlatmaya başladı güngörmüş nine ya ufaklığı mutlu etmek istiyor yada bu hikayenin gerçekliğine kendide inanmış gibi anlatıyordu başka bir köyden gelmişti gene bir masal köyünden oda çocukken suyu uzak bir derenin kenarından getirirdik biz yavrum önce küçük kız kardeşim gitti ardından ben birde baktımki kürüne kafasını uzatmış kocaman bir yılan o zümrüt yılanı ağzından zümrüdü parlıyor güneş insanın gözlerini alıyordu şahmarandı sanki ve bizim çığlığımızla dereye doğru yuvarlandı bir tomruk gibi dereye düşer düşmezse gözden kayboldu dün gibi hatırlarım dedi ve bide ek olarak dedi eğer kül serersen o yılanın geçeceği yere o zümrüdü düşürürmüş külden geçerken eğer hikaye doğruysa faydalı bilgiler almıştı çocuk ve o gece rahat bi uyku çekecekti derin dir nefesten sonra uyandığında çocuk yatakta kimsecikeler yoktu güneş iyice pencrenin akoşkalarını yatağın üzerine çizmiş ona kalk diyorduki oda zaten kalkmıştı kasılarak depandan aşağı baktı herkes bi yerlere kaybolmuş tarla çayır sanki kaderine terkedil miş yada insanlar önemli bir merasim için ortadan kaybolmuşlardı. kahvaltılıkları gözden geçirip hiçbirşeye tenezzül etmeden direk evden çıktı daha çok yürümemiştiki havaya doğru baktı biraz önce güneşli olan havanın aslında bozuk olduğunu farketti sadece güneş bir kaç yerden sızmış belli yerleri aydınlatıyuordu bunlardan biride ilerdeki derenin kayalık ğorğelikleriydi (taşlıklar)ve güzel bir renk cümbüşü göğe doğru yükseliyor ve göze hoşluk veren değişik ışık oyunları yapıyordu çocuk iner inmez ışığın küçük bir kaynaktan uzadığını sezdi ve tam kaynakta ise tam tersine kapkara bir uzantı vardı aman ALLAHIM buda neydiki bu kadar şekilsiz ve çirkin eline çeperden alıp geçirdiği sopanında güvencesiyle bir kaç adımını hızlı attıki yanaşılır gibi değildi öyle çirkin kapkara buruşmuış yüzeyi olan kuyruğunun ve başının belli olmadığı kocaman bir sürüngenimsi yaratık kalınlığı ise koca bir tomrukla kıyaslanacak kadardı çirkinliği tarif edilemeyecek gibiydi çocuk donmuş dili tutulmuş ama meraklı adımlarının oraya doğru yürümesini engelliyemez durumdaydı bağırıyor çağırıyordu yılan birden gri gözlerini açtı çirkin bir karanlığın yolu gibiydi ne zümrütte ne bişey dedi bu ne çirkinlik demeye kalmadı yılan devrildi ortada ne su vardı ne de başka bir şey ama talıkların arasına devrilen yılan birden ortadan kayboldu o sırada gelen abinin gözlerine baktı çocuk ve sopayla kayalığı işaret etti orda dedi ne dedi adam bahsettiğin yılan ama çok çirkin ve ağzında hiçbirşey yoktu ...
Oğlum dedi adam hayallerinin peşine gitmek güzeldir illa peşine düştüğün hayal pırıl pırıl parlamaz yol parlar amaçta ulaşılınca sönük simsiyah bir hal alır bazen anlamsızsa sen hayalindeki zümrüde anlam verememişsin sen başka bir zümrüt ara öyleki hayallerini gezelleştirsin dedi ve teşekkürü beklemeden oda hayal olup gitti.Bu bir rüya olmalıydı korkuyla bezenmiş gerçeği anlatan bir rüya ama ibretide içine gizlemiş.Hayallerinden koşan çocuğun keşfetme arzusunu kırmış gibi görünsede aslında keşfedilebilir şeylerin olduğunu gösteriyordu.Sadece keşfin hayallerdeki gibi olamayabileceğini söylüyordu o kadar insan insan oldukça içindeki kaşifi herzaman saklı tutmalıdırki.Yalanın kurbanı olmasın gerçeğe ram olsun her daim gerçeğin takipçisi olsun.Gerçek her zaman beş duyu organının algısına mahsus bir şey değildir.Beş duyu için yanılsama nasıl mümkün ise onunla kavrayabildiğinden yola çıkarak başka gerçeklere ulaşmakta mümkündür.Kör sağır dilsiz nasıl kavrayabiliyorsa herşeyi tam olana mahsus bir yetenek gibi görünen okuma yazmayı.Altıncı duyusu olmayanada beş duyusundan çıkarabileceği çok ibret mevcutur. Bu içerik 189 defa okunmuştur. Koriyent Hayalleri bu içeriği Yanikli.Com da ara ... Koriyent Hayalleri bu içeriği Google de ara ...Bir Öyküdür Hayat Kategorisinin Diğer İçerikleriBir Öyküdür Hayat Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||