| |||
KcinaSabah erken yola koyulmak elzemdir.Tipi vurmuş kırağı çalmış yollarda, Baraka Deresindeki ceviz ağaçları yükünü almış üzerine,üzerine gelmektedir.Sabahın seherindeki kıyamet...05 Ocak 2011, 22:24 tarihinde Tarkan Yılmaz ekledi.
Sabah erken yola koyulmak elzemdir.Tipi vurmuş kırağı çalmış yollarda, Baraka Deresindeki ceviz ağaçları yükünü almış üzerine,üzerine gelmektedir.Sabahın seherindeki kıyamet gürültüsünün manası, Fındıklı Dereden gelen çığdır. Önce bir at kişnemesi gibi ıslık duyulur sonra sanki dağ devrilir ordular akın eder aşağılara doğru dönemeçte havalanır kocaman kar kütleleri yanına düşecekmiş gibi olur uzaktan seyretsen bile içinde bir fırtına bir heyecan bir çığda senin kalbine düşer bir kıyamet korkusudur içine siner en yiğit olan insanın .Önce dudakların bükülür sanki gülecekmiş gibi ama aslında endişedir . Yürüdüğün yolların korkusu sarar senide beklenmedik bir felaketin korkusu .İlk önce sevdiklerini yoklar insan sa-sonra etrafında kim varsa sırayla orda olmalarına fındıklı derden geçmemiş olmalarına sevinir.Yasin askerden yeni gelmiş bir delikanlıdır.Birde onun ayaklarıyla çıkmak onun gözğyle görmek var dünyayı .Daha yirmisinde yağız bir delikanlı.Askerde aldığı ödüllerle babasının göğsünü kabartmıştı.O zamanlar ailesinin başına sonra olacaklar gelmemişti.Hayat bir imtehandı ama birilerinin ölümü başkalarına imtehan olabilirmi yoksa sade bir ibretmidir.Yasin evlenme yaşlarına gelmiş para düğün teleşında güzelinden bir kız sevmiş adına türkü yakmış dediyse dediğinin arkasında hayalleri için dağlar aşacak bir geç gerekirse dağlar delecek.Arkadaşlarıyla sözleşmişlerdir bu akşam toplanacaklar azıkları motoru baltayı alıp sabah erkenden kimseler kalkmadan çavliyent yoluna koyulacaklardır.Yol arkadaşları Hüseyin ve temizde bu işe heveslidir.Bahara ağaçları kesip yolun kenarına hazır edecekler .Ve işleri en hızlı yöntemle halletmiş olacaklardı.Sevdiğine son bir seda etmeden yola koyuldular sadece Hüseyin karısına veda edebilmişti diğeri imkan dahilinde değildi nitekim. Olsun emekler vuslat için hayratsa dünyaya bırakılacak bir orman işçisinden ordaki en düz ağacı kürün biçmekti.Sevdiğine yarim demek için ise depandan görmek bile yeterdi.Ve diğerleri vardı onbeşinde kız sevmişinden yarinin hasretine türkü yakmışına kadar.Hasan,Hüseyin,Temiz.Yasin mahşerin dört atlısı gibi dört kara talih birbirini yola kouymada ikna etmedeydiler.Hasan dedi arkadaşlar bizim işimiz hem ahbaplık hemde ekmek kavghasıdır.Çermikten çavliyente çıkıyorsa elalem bizde bügünün işini bugün yaparız kışta olsa yazın çayırımıza tarlamıza bakarız.Herkesin bir kitabı var hesabı var.Doğru diyordu Hasan kim başına gelenleri önceden rüyasında görürki.O görmüştü aslında ama aldırmamış br kabus deyip geçmişti.Zaten ölümü bilerek yaşamıyormuyuz.Mesele Ölecek olmaysa doğmadıkmı?Çokta manalı olmayan bu sözlerin derin mana algıması oluşturduğu kimsenin gözünden kaçmamıştı.Çünkü herkes için aynı tedirginliğin tercümesiydi bu kelimeler.Çokta anlamlı olmak zorunda değildiler.Toplantı bu sözlerle bitmiş herkes işin ve kışın telaşıytla dağılmıştı Hasan Hüseyin Yasin Temiz.Biz bu yolda yoldaş dik hepimiz. Dağlara tpi vurmuş olsada.Ekmek davasıdır bizim derdmiz.
Oh ne güzel olursun çavliyent kışın bile aşılmaz yolların olmasa .Amansız eşkiyaların dinsiz deyyusların yolunu kestin şimdi bize yol verebilecekmisin.Derin düşüncenin içinden başladı yolculuk bir adım bir adım daha daha kokberete varmadan hedikler kurşun kıvamında yerçekimi daha bir artmada sanki.Kından çıkmış kılç gibi orman orman salladıkları motorlar yere yaklaşmakta eller uzamakta.Heybelerde ekmek değil taş yükü taşınmakta sanki.Çavliyente çıktıklarında bu erzağın yetmeyeceği besbelli ortadaydı bunlar zaten yol için alınmıştı diğer erzak güz ayından eşeklerle çıkarılmış tedbir için bırakılmıştı bu iş bu günün hesabı değildiki öyle tevekkeli yola çıkılmazdı zaten .En yakın kuyudan ğapa(patates ) çıkarmak bile dünyanın işiydi.Kokberette son sıcak yemeklerini yemek için ev yokladılar hangi eve girseler misafir ağırlanırlardı.Ama nereye yaklaşsalar hayırdır diye soruyla karşılaşıyorlar niyetlerinden vazgeçiyor başka bir ev yokluyorlardı.Sonunda girdikleri evde bir gelin ve yaşlı ihtiyarlar bulunuyordu .Ninenin suratı asılmış Gürcüceyi sanki başkası anlamazmış gibi soruyordu kocasınaBero sad cevdesnan axla es bağnebi leçi ariyan rayaaa hooo ra sodva ariyan İhitiyarda hanımını susturmakla meşgıuldu misafirerinden utanmamak için Daçumdi go shen ra iciDerken yavaş yavaş lokmalar boğazşarına düğümlenen dört kafadar tekrar yola koyulmak için müsaade istediler .İhityarGitmeyin şvilolar şimdi oralar çiğ tipi baş edamazsuz ki ya ağaç kesasuz yada bir edesuz kar gomulur çiğ düşar degmaz bu mevsimda gorulmiş iş değil.İhtiyar içten diyordu bunları içten ağlar gibi ama dinleyecek halde değillerdi.Gözlerine kesmiş bir kere yapacakları kimse geri çeviremezdi keçaneta tuşi için günde üç sefer inip çıkan delikanlılık çavliyente çıkmayamı zrlanacak yoksa çalışmayamı dediler .Hem kış ağaç sürümek kolay her iş kolay bir daha dolomisgarolardan yazın nasıl ağaç çekelim dede akıl var insaf var ermuklilar hergün meşada kış günida olsa bişiy olmaz sen tasalanma.Haklıydılar ihtiyarın sözleri boşunaydı Almancılık bitmişti hayvanlar boş bediyava telef oluyor gidiyordu öküz işinde para vardı ama onu kayıracak merek yoktu tek iş vardı ağaç yapmak.Oda kendine yapamazdın işletmeye yapar kütür başına cüzi bir para alırdın sakatlık malululluk durumlarında babanın kesesine bakardın köylünün tabiriyle .Acıyanın çıkar ama işletme devlete ait olduğu halde devlet babadabn sigorta yapanın çıkmazdı.Sekaya şuraya buraya giderdi ağaçlar hatta ilkokulda öğretmen demezmiydi bu ağaçlardan kağıt olur diye .Ama yasin niyetlenmiş askerdede görememişti bu nasıl oluyorda yumuşak ince kağıt bu sert mizaçlı ağaçtan yapılıyor en ince kessen işe yamaz çıra olurdu beklide.Allah dedi yolda düşün baba düşünebilirsen yol bitmezki eziyet olmaya başlamış yolda insanın aklına da gelmeyen gelmez hani.
Crağiyentin başında bir cigara içmişlerdi zaten yolda nemden cigara tüttürmeye imkan yoktu birde samburaketta yayla yolunun siftahında okkalı bir cigara ne keyif ne keyif içme zipir otuni kurum ağlar ….. dedi bir aradan kahkalar havada uçuşuyordu .Umutları bir gidip bir gelen guruba biraz olsun neşe katmıştı bu laf yıllardır söylenir müllifi belli olmayan bu laf zaten bu tür salma sehip lafların sahibi belli olsa sahibini utandırır ama ehbapluğ ederken bir ilaç gibi gelirdi şimdi olduğu gibi.Hüseyin pena henekçi adamdı kaslı vucutlu kalın kollu biriydi saati her günrşi es geçende altın gibi parlar göz kamaştırırdı .Temiz ise zayıf tıknaz eli işe yatkın usta ailesinden gelme bir gençti diğer ağabeyleri köyden göçmüştü ama o burada kalmaya niyetli ve kararlıydı.Baba mesleği ağaç ustalığı yetiyorduda artıyordu arada sandalye masa bile pek para etmesede ufaktan bir geturisi oliyerdi.Yasinse çalışabildiği kadar ormanda çalışacak sonra ya ankaraya abisinin yanına yada izmite büyük abisinin yanına gidip belki bir pabrikada iş tutacaktı ne iş yapacağıan dair bir fikri olmasada aşçılık kafasına yatıyor gibiydi.Hayde gençlar dedi Hüseyin boş durana para yoğ bu dünyada konuşmaynan olmiyer bu işlar .sevdaluğinan geçmiyer bu kişlar diye bir mani uydurdu yasin ve bir gülümseme ile yola tekrar başlandı.Hediklar bayır yukari ağirluğtan başka bişey değil dedi temiz .Vollahi naya geturduğki dedi Hüseyin kokbereta kadar eski iz biza yetti naysa yol buradan yaylaya kadar oda bayır taş.bir batar bir çiğaruğ inşallagh yerimuza varuruğ.Ama genede hedikleri bırakmadılar onca yüke rağmen tedbir tedbirdir dedi bir aradan laf kimden geldi belli olmadı ama kim dediyse haklıydı.Bir sigara naciğvara bir cigara suvagora bir sigara kursğalat yayladayız dediler öylede oldu .Yaylada evler tamamen kapanmış sanki kardan beyaz kütleler başka bir yer olmuştu yayla çocukluktab beri böyle bir manzara görmemişti hiçbiri.Kışın bu zamanında kimsenin cesarete gelipğ bu yaylaya çıkması adet olmamıştı çığdan tipiden.Rus tarafından bir rüzgar vurur degma adami buza çevirirdi alimallah.Düzün kenarında yasinlerin evi vardı az yüksekten olduğu için girilecek yeri kalmıştı iki tekme darbesinden sonra kapı aralandı kapkaranlık evin içine girildi.Ocağa çayı hemen iliştirdiler yazdan kalma çaydı nemlenmişti ama yaylada bu karakışta çay içmektye ne olursa olsun ayrı bir keyifdi.Oy kidi tağlar offffff dedi kicinayı bastı yasin arkasından temiz arkasından Hüseyin bomboş kara teslim olmuş yaylalar inledi öylebir inlemek hemde gözleri dolar dinleyenin gitseniz hala o ses kulaklarınızın pasını siler.Haydee dediler kalmak gitmağ varmağ lazım katmikiri aştıkmı maranlardan oyani vururuz dedi biri ordan daha güvenli olur spnra bogdabordan sarar çavliyenta geçaruğ.Hala çiğağ gerisi kolaydur hayde bismillahAldılar erzakları sırtlarına ama şimdi esas zülüm oldu yürümek bu dağlara şimdi dahya zor oldu yaylam senden ayrılmakSevdiğim aburda atabari oynardı sen sevduğumdan oguna geydun bayaz gelinluği yaylalar!
Verildi kara ormanın mert delikanlıları deliydi kanları öyle bir deliki ekmek peşine düşmüş vurmuşlardı yollara kendilerini yoksa kim çıkardı karda kıyamette bu beter ormanı kim vururdu kendini katmikir yokuşuna ne kakaço ne koçivara yokki bayaz örtüden başka bir numara.ama ekmek ama düğün ama çocıuk ama para düşürdü bu yollara Hmankida çıkmışlardı katmikira yasin oturdu yaylaya doğru döndü katmikirin yamacına devirdi sırtını bir daha ki,cinledi yihhuhuhuhuhuhuhuhu ihuuuuuuuuuuuuu Peşinden diğerleri kicinaların ardı arkası kesilmiyor bir şuvağora bir nasikvara paslaşıyorlardı birbirleriyle.bir daha bir daha sanki bıraksalar akşama kadar düğün edecekti koca dağlarOyyy kidi dağlar oyyyyyDediler vurdular katmikira.O na çiğmaydı o nasesidi sanki karçğal kudurmuş sinmiş rüzgar başlamıştı kicinaya öyle bir ses dağlar ötüyordu üç kardeşa kadar eskilerden bir türkü çağırıyorlardı….Rüzgadan nefes almanın bile imkanı yoktu heran tipi olacakmış gibi esiyor endişelendiriyordu hiç beklemeden türküyü bastı yola vurdular kendilerini Bir zamane türküsünü aşk türküsünü söylüyor bir sabuha diyor bir ehlocan diyorlardı düz bari atabari çemi yari sadari….ayaklar yerinden kesilmiş akşama kurulmuş güneşe yarışıyorlardı kafadarlar artık ğxipiydi azda yumuşak kicinalar kicinalar birden kar çatladı ağuvatın üçüncü dersine varmadan öylece düştü kar gitti küçük bir çığ seyrettiler o kidi dedi temiz ALLAH korudu….Korurda ALLAH VADESİ GELEN NASIL ETSİN DEDİ Hüseyin hayde devam o demğta bir kırbaç patladı sanki sanki dünya erenk perenk oldu .Ama yuvarlanırken inceden sesler geliyor karlar bir yukarı bir aşağı herkesi karman çorman etmiş yere vuruyor göğe atıyordu.O gürültüde insan sesi kesilmiyordu.Nasıl oluda oldu olacak iş gelid başa .Çığ kopmuş her şey allak bullak olmuştu.Akşam sessizliği kurt ulumalarından başka ses yoktu birde kukul sesi sanki bahar sanki çavliyent…temiz bir kol hareketiyle karları devirdi çok hırpalanmamış ama sersemlemişti. Bağırıyor arkadaşlarını arıyordu.,BUNDAN SONRASINI DAHA SONRA HELEN HAYATTA OLAN TEMİZ ABİMİZLE YAPACAĞIMIZ ROPRTAJLA ANLATACAĞIZ…. O sırada amcamın evinde oturmakta ve yasinlerin nasıl bir hataya düştüklerini konuşan birkaç mahalleliye kulak misafiri olmakta aynı zmanda hayatıma o zamanlar renk katmış ama bizim evde olmayan tv yede göz gezdirmekteydim. Ateş düştüğü yeri yakmıştı benim karnımada ateş düşmüştü.Yasin abi o zmanlar bize ırgat gelirdi Hüseyin ağabeyyle birlikte.Kağan etmeyi ilk ondan öğrenmiştim sohbetine doyamaz kendime örnek alırdım.Giydiği beyaz gömleği hala unutamam askerlik anıları anlatışını bir ödül aldığından bahsetmişti bende onunla gurur dumuştum :Ben evde ağabeydim ama dışarıda bir abim vardı adı yasin….. Ya ve sin bu harflerin anlamını ALLAH bize öğretmedi ama ölümün anlamı belli ölmek ölmek değil bir davaya yol almak öyle böyle bir iş değil….O günden sonra sırasıyla bu ailenin başına gelenler ömürlük cefalardır anlatmakla bitmez ama bir gün dertleşiriz köye gelen medeniyetten bahseder belki Mehmet tadoyu rençberler rençberi emektar insanı anarız ve gurbet ellerinde ekmek peşinde Ahmet tadoyuda ….Geride kalanlara ALLAH sağlık bereket ihsan etsin…. Oy katmikir tepesi seni kar kaplamıştı Karlar burada yağdı ama sen toplamıştın Yanıklı dereleri böyle hiç inlemedi, Şu bağlar deresine ağladım dinlemedi Bu içerik 289 defa okunmuştur. Etiketler:
Bir Öyküdür Hayat Kategorisinin Diğer İçerikleriBir Öyküdür Hayat Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||