Kayabaşı’ndaki sevimli evinin terasında çay eşliğinde kendisinden çok şey öğrendiğim ve sohbet etmekten büyük keyif aldığım değerli insan. Lafla oyun oynamayı, birinin kalbini kırmadan nasıl şaka yapılacağını senden gördüm, öğrendim.
Köye geldiğinde muhakkak bir çeşme başında tamirle uğraşırken görürdüm kendisini. Henüz küçüktüm, akrabalığın ne demek olduğunu bilmeyecek kadar küçük. Kendisine:
- Sen bizim neyimiz oluyorsun? diye sorduğumda,
- Babanın dedesinin kızının kardeşi diye uzunca bir cevap vermişti bana. Çözmesi bir hayli zordu ama çözünce anladım ki gayet yakınımdı. Yüzümdeki şaşkınlık ve evdekilerin gülümsemeleri aklımdadır hala. Nerden bilebilirdim ki bu sevimli adam babamın dayısı diye.
Muharrem dayı, bizden çok babamlar için daha çok şey ifade ederdi. Yokluğun, sıkıntıların en yoğun yaşandığı yıllarda Kayabaşı’ndaki evlerini büyük bir cömertlikle açmışlardı O ve Zinnet Yenge. Köyde hiç kimse yoktur ki onların evine uğramamış olsun. Köyün en verimli ve kalabalık zamanlarında şehre inmişler, köyden gelen akrabaları büyük bir misafirperverlikle ağırlamışlardır evlerinde.
O, köye geldiğinde bilirdik ki, yine birileri şakalanacak. Birilerinin canı yanacak. Kim bilir kimin çantasına taş koyacak, kimin karşısına aniden çıkıp yüreğini ağzına getirecek ve ya kimin çok sevdiği bir eşyasını saklayacak. Her an tetikte olmak gerekiyordu O’nun şakaları karşısında.
Köyün acısında ve mutluluğunda hep ön safta durmasını bilen ender insanlardandı o. Nerde bir cenaze var, düğün var bilirdiniz ki Muharrem Dayı en zor anında bile olsa ordadır muhakkak. Sılayı Rahimin ne denli önemli olduğunu onunla yaşayanlar daha iyi bilecektir.
Biliyorum ki evlatların Artvin’de senin bereketli sofranı en güzel şekilde açacaktır bizlere, tatlı dilini ve akraba severliğini en güzel şekilde yansıtacak, köye giden yolculara ve akrabalara demli çayından ikram edecek, en tatlı muhabbetini bizimle paylaşacaklardır senin gibi.
Havva Ninem, Süleyman Dede, Yusuf Dede, Davut Dede, Zabit Dede ve son olarak Muharrem Dayı ayrıldı aramızdan. Kardeşlerin son halkasıydı O. O’nla beraber bir nesilde ebedi hayatta buluştu aslında ve yerini emanetçilerine bıraktı. Kunçla dediğimiz haylaz, çapkın, neşeli ve hayata tutkun sülale artık boynu bükük.
Gözün arkada kalmasın Muharrem Dayı, evlatların senin boşluğunu fazlasıyla dolduracaktır. Her biri benim için bir abla ve abi kadar kıymetli evlatların senin yükünü en güzel şekilde taşıyacaklardır. Ama senin gibi güzel ve eğlendirici şakaları yapabilecek biri var mıdır sanmıyorum.
Evet, Muharrem Dayı biliyoruz ki sonu sonsuzlukta olan yerlerdesin şimdi. Her daim duacın olacak evlatların torunların ve yeğenlerin var etrafında. Baba acısı nedir görmedik şükür ama evlatların kadar aynı üzüntüyü bizlerde yaşadık bilesin.
İnsan sonları kestiremiyor maalesef. İstanbul’a gelirken bilseydim son vedalaşmamız olduğunu daha bir sıkı sarılıp helallik dilerdim senden. Seni ne kadar çok sevdiğimizi ve bizim için ne kadar kıymetli olduğunu dillendirirdim muhakkak. Nur yüzlü beyaz sakallı Dayı’mın yanaklarından öperdim. Gittiğin yerlerden bize dua etmeyi unutma.
Ötelerde Allah’ın gülleri yakandan hiç düşmesin Muharrem Dayı…
Bu içerik 349 defa okunmuştur.
Etiketler:
Muharrem
Dayı
Muharrem Dayı bu içeriği Yanikli.Com da ara ...
Muharrem Dayı bu içeriği Google de ara ...