| |||
![]() Artvinli Halk Şairlerinden YanıkozanŞair Muhammet Avcı, 18.02.1955 tarihinde Artvin ilinin Şavşat ilçesine bağlı Yanıklı köyünde dünyaya gelir. Babasının adı Hamit, annesinin adı ise Muhsinedir. Babasını beş yaşında bir iş kazasında -kesilen ağacın üzerine düşmesi sonucunda- kaybeder. Küçük yaşta yetim kalan şairi annesi, ağabeyleri, ablaları ve amcası büyütür. Şair, bu kiş...09 Ocak 2011, 01:59 tarihinde Hasan Avcı-(Hatay) ekledi.
Şairin doğduğu köy, bir orman köyüdür. Halkın geçim kaynağı orman ürünleri ve hayvancılıktır. Kışları ağır geçer. Arazi tarıma elverişli değildir. Bu da, yöre insanını zorunlu olarak eğitime yöneltmiştir. Çok zor koşullar içinde eğitim görmeye çalışır köy çocukları. Maddi olanaklar olmadığından kısa yoldan hayata tutunmak, devlet memuru olmak hem ailelerin, hem de çocukların hülyasıdır. İlkokulu doğduğu köyde okur. Sanata ve şiire olan duyarlılığı, yatkınlığı o zamanlarda başlar. İlkokul öğretmeni, küçük şairin şiirlerini okulun duvar gazetesinde yayımlar. O şiirleri hatırlamasa da öğretmeninin duyarlı yaklaşımını hiç unutamıyor şairimiz. Ortaokula Artvin’de devam eder. Ortaokul çağlarında “bahar” ve ”doğa” konulu şiirler yazar. Şair olmaya ve mutlaka bir şiir kitabı yayımlamaya o zaman karar verir. Lisenin ikinci ve üçüncü sınıflarını Artvin Kâzım Karabekir Lisesi’nde tamamlar. Lisede eğitimine devam ederken ikinci cumhurbaşkanımız İsmet İnönü vefat eder. Edebiyat öğretmeni sınıfın tüm öğrencilerini kütüphaneye götürür ve İsmet İnönü hakkında yazılan yazılarla ilgili bir tarama çalışması yaptırır. Derlenen yazılar İsmet İnönü’nün ölümü nedeniyle yapılacak törende okunacaktır. Bu esnada şairin zihninde, taradığı konuyla ilgili dizeler şekillenmeye başlar. Kütüphanenin bir köşesine çekilip bu mısraları yazıya dökerek şiiri tamamlar. Utana sıkıla, öğretmenine şiiri gösterir. Öğretmeni şiiri çok beğenir ve ildeki törende şiiri kendisine okutturur. Bu olay şaire inanılmaz bir güven kazandırır. “Belki de İsmet İnönü için yazılmış ilk ve tek şiir odur”, demektedir şairimiz. Ama ne yazık ki o şiirden hafızasında fazla dize kalmamıştır. Yüksek öğrenimini Kars Eğitim Enstitüsü’nde görür. O yıllar, ideolojilerin çatıştığı, eyleme dönüştüğü zor yıllardır. Daha çok ideolojik şiirler yazar ve bu şiirlerini Kars’taki yerel gazetelerde yayımlatır. Biz kimse için ölmeyiz O yıllarda yazdığı şiirler, şairin Kars’ta ünlenmesini sağlar. Şiir denince, arkadaş çevresinde ve ildeki yerel basında şairimiz akla gelir. Herkeste çalışma hissi Kars’ta tanınan şair, bir gün kırtasiye dükkânına şiir defteri almak için girer. Kırtasiyeciden çıkarken fiili saldırıya uğrar. Bu çirkin saldırıyı yaşamı boyunca unutamaz. Kendisi o dönemde yazdığı şiirlerini pek önemsemez ve bugün o şiirlerin kendisi için bir anlam ifade etmediğini söyler. Bu şiirleri ancak o dönemleri yaşayanların anlayıp okuyacağını ifade eden şair, “onlar benim küllenen acılarımdır.”der. Kars’ta, halk şiirimizin son ustalarından Murat Çobanoğlu’nun kahvesine devam edememesine çok üzülmüş ve bu arzu içinde bir ukde olarak kalmıştır. Bugün bir ozan olarak tanınmamasına o devamsızlığın neden olduğunu düşünür. Öğretmen olarak ilk ataması Trabzon’un Of ilçesine bağlı Hayrat Merkez İlkokulu’na yapılır. Bu yıllar daha çok, gurbet konulu şiirlerin yazıldığı yıllardır. Ana beni gurbette mi doğurdun Benzeri dizelerin yoğunlaşacağı şiirler vardır şairin gündeminde. Arzum gibi sürgündedir neşem de Bayram kavrum kavrum yandığım gündür Samsun, ikinci durağıdır şairin. Terme ilçesine bağlı Töngellibel İlkokulu’nda görev yapar yıllarca. Ülke sorunları ve sevda, şiirlerinin yükünü oluşturur bu dönemde. Kalmasın hüzün, çile dizeleri o dönemde yazdığı “Çocuklar” adlı şiirinin bir dörtlüğüdür. ”Bütün Çocuklar Kardeştir” şiirinde ise şairliğin sesine eğitici bir yüreğin sıcaklığı da yansır: Sevgi dolsun yürekleri Essin özgürlük yelleri 1989 yılında doğduğu şehre, Artvin’e, ataması yapılır.Gurbet şiirlerinin soluklandığı bu dönemde öğretmenlik mesleğiyle ilgili didaktik-lirik şiirleri kaleme alır şair. “Selâm” şiirinde: Günler geçsin bahar ile Cemre düşer her insana dizeleriyle yarının büyüklerini selamlar. Artvin’de düzenlenen çeşitli yarışmalarda birçok ödül alır. “24 Kasım Öğretmenler Günü” dolayısıyla yapılan şiir yarışmalarında iki kez birincilik ödülünü alır.”Şavşat’tan Nağmeler” adlı antolojide altı şiiri yer bulur. Aşağıdaki şiir bunlardan bir örnektir: ÖĞRETMENİM Görüyor gözüm senle Kardan ak bir gelecek Yakın olur her ırak Şairimizin son tayin durağı Sakarya’nın Akyazı ilçesi olur. Akyazı yılları, şairin şiir çalışmalarını yoğunlaştırdığı bir dönem olur sanat yaşamında.Yazdığı şiirlerini çeşitli internet sitelerinde özellikle www.yanikli.com’da yayımlar. Gurbet acıları, memleket özlemi ağırlıklıdır artık şiirleri: Rüyadır ekmeğim, hayaldir aşım Şair, doğduğu köyü ve ilini hiçbir zaman unutamaz. Hemen hemen bütün şiirlerinde bu özlemin izlerini görürüz. Örnek olarak, “Artvin Deyince” başlıklı şiirinde serhat şehrimize olan özlemini dile getirir: Yeşiliyle büyülenir gözlerim Bir kervan gibidir düğün alayı Yeşil yaylaları sanırsın ki çim Yanık Ozan gezer deli divane Hele doğduğu köy apayrıdır şair için:
ÖZLEDİM SENİ KÖYÜM Yüce dağlarının, yaylalarının Sen hep ilham kaynağısın şairin Hatıran gönlümde canlanır yine Ben hep sende diliyorum ölümü Meyve bahçesinde, gür ormanında Bahar coşkusuyla çağlar deresi Gönlüme ilk cemre düştüğü andan Yanık Ozan sil gözünün yaşını Üstad Necip Fazıl, anneler için yazdığı bir şiirinde (edebiyatımızda anne üzerine yazılmış en güzel şiirlerden biridir): “Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar” der. Bu dize, şairin içinden çıktığı toplumla şair arasında olması gereken ilişkiye benzer. Toplum çocuk, şairse annedir. Çayın bardağında, çorban tastadır Yine kendi köyünden konuşma özürlü, aklı dengesi yerinde olmayan, kendi halinde yaşayan Nuri Avcı’nın acıklı yaşamının son bulması üzerine şunları söyler: Geçmişten yarına sürer bu hicret Evden kaçar, yitirirdi izini Şair, asıl acıyı annesini kaybettiğinde yaşar. Babasını çocuk yaşta kaybetmesi, annesine olan düşkünlüğünü kat kat artırmıştır. Çünkü annesi ona hem ana hem de baba olmuştur. Bu ölüm, onu derinden yaralar: Gündüz güneş doğmasaydı Her derdimi o bilirdi Yollarında taş koymazdım Kapanaydı her bir yolum II Bu şok öyle müzmin şok ki Yarı bozuk yarı düzgün Bu içerik 382 defa okunmuştur. Etiketler:
İz Bırakanlar Kategorisinin Diğer İçeriklerizira bıraktğın izlerin gölgesi bile ağır !!!Her insan doğar, yaşar ve ölür. Kaçınılmaz son budur. Ama işte bir de zamansız ölümler var. Sevgili yeğenim, Hüseyin Avcının ölümü gibi O, bizlerden beklenmedik bir şekilde ayrıldı, güzel işler yaparak Ölümü derin bir üzüntü bıraktı ardından... O, köyümüzün bağrından yetişen ilk kaymakamımız. O, bizim gurur kaynağımız. Şimdi sizlere uzun süre hizmet yaptığı İznik halkının ölümünün birinci yıldönümünde internet sitelerine düşen yorumlarıyla sizleri baş başa bırakıyorum.İz Bırakanlar Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||