Dünya harbinin başlangıcı yıllar…Halk; yokluk ve sefalet içinde savaşa hazırlanmakta,Türkiye savaşa girdi, girecek derken devlet de halkın üzerindeki vergileri artırmakta halk tarlaya ekimlik buğday bile bulamamakta….
Türkiye böylesine bir süreçten geçerken Anadolu’nun bir köyünden halk arasından seçilen üç kişilik heyet valiliğe gidip Vali’den tohumluk buğday istemek üzere at arabaları ile yola çıkar…Uzun bir yolculuk neticesinde valilik makamına varılır.
Heyet, Validen görüşme talep eder ve kabul edilir.Heyetin içinde Hatip isminde bir ortayaşlı vatandaş bulunmaktadır.İsminin hatip oluşu güzel konuşma yeteneğinden kaynaklanmaktadır…Heyetteki diğer iki kişi de Vali’ye maruzatlarını anlatmak üzere hatip e söz verirler.
Valinin makamına girilir.Vali Heyeti nezaketle karşılayıp oturmaları için kendilerine yer gösterir.
Vali:Nereden geliyorsunuz? diye sorar.
Hatip;Falanca kazanın filanca köyündeniz diyerek açıklama yapar.ve Meramını anlatmaya başlar….
Hatip:
-Vali Bey biz çok dertliyiz.Çoluk çocuk aç ,Tarlamızı ekemezsek hepimiz açlıktan ölürüz.Vali bey yok deme sakın.Vali bey;Diyekki sen bir katır;bizde kuyruğunun ucundaki bünelekleriz.Kuyruğunu dik tutarsan yaşadık.Yok kuyruğunu yere indirirsen bilki çoluk çocuk hepimiz öldük
Vali bu söz üstüne odacısına seslenir.
-Atın bunları dışarı!
Hatip:
-Vali bey yanlış anladın temsil olarak söyledim dediyse de vali geri adım atmaz ve makamından kovar.
Dışarı çıktıklarında heyetteki diğer arkadaşları Hatip’e sitem ederler.Geri dönseler tekrar gelmek söz konusu ve de yol çok uzun.Kalsalar nerede kalsınlar cepte paramı var?
Hatip
-Biyere gitmiyoruz! Üç beş gün kalalım.o zamana kadar Vali bey bizi unutur.Terkrar gider tekrar isteriz.
Arkadaşları:
-Olurmu dersin?Ya tanırsa bizi?
Hatip:
-Yeniden kovar daha ne yapabilir.
Karar verilir ve üç gün kırık dökük bir handa aç susuz beklemeye başlarlar.
Üçüncü günü yine valiliğe gidip görüşme talep ederler.Vali,Makamına girdiklerinde önündeki bir evrakı okumakla meşguldur.Kafasını kaldırmadan oturmaları için yer gösterir.Otururlar.Vali yine sorar:
-Nereden geliyorsunuz?
Hatip:
-Falanca kazanın falanca köyünden geliriz.Valibey çok dertliyiz biz.Tohumluk buğday istemeye geldik der…
Vali:
-Geçenlerde sizin köyden üç kişi geldi Çok nezaketsiz ve de yakışıksızca konuştular kovdum.Bak sen ne güzel anlattın meramını der.
Hatip,Tebessüm ederek;
-Valibey o kişi de bendirm der.Bunun üzerine vali biraz sinirli bir şekilde:
-İyi de evladım neden güzelce anlatmadın meramını?
Hatip.:
-Konuşturmadın ki!At gibi deptin,it gibi kaptın!
Bu söz üzerine vali büsbütün sinirlenir ve heyeti dışarı attırır ve bir daha içeri alınmamalarını sıkı sıkı tembihler.
Bu öyküyü Merhum amcam Eğitmen Sadık Genç’ten dinlemiştim.Kendisini çok özlüyorum fikirleri ileri görüşlülüğü ve hep iyiyi öğütlemesini daha dün gübi hatırlıyorum.O canlı bir tarihti.Ve ona Tarihimizle ve kültürümüz le ilgili bir çok şeyi anlattırıp not almadığıma çok üzülüyorum.Halen daha aramızda yaşamakta olan canlı tarihlerimiz var geç kalmış sayılmayız.Bizlerden sonraki evlatlarımızın geçmişinden kopuk,bihaber yaşamaması için o insanların bilgilerinden yaşadıklarından istifade edip kaleme almalıyız.Bu bilgilerin geçmiş ve gelecekle bir köprü oluşturmasını sağlamalıyız.Kurulan köprüleri yıkmamalıyız,yaşatmalıyız.
Muhabbetle….
Bu içerik 265 defa okunmuştur.
Etiketler:
At
gibi
Teptin
İt
gibi
kaptın
At gibi Teptin, İt gibi kaptın! bu içeriği Yanikli.Com da ara ...
At gibi Teptin, İt gibi kaptın! bu içeriği Google de ara ...