Diyemediklerimiz

Nedense güz ve kış mevsimi ayrılıkla bütünleşmiş gibidir bende. Her yıl güz ve kış mevsimlerinde köyden çok sevdiğim birinin vefat haberini alma korkusu yaşarım. Köyden gelen her telefon heyecanlandırır beni....

12 Ocak 2011, 01:03 tarihinde Hasan Avcı-(İst.) ekledi.
Bu içeriği paylaş:
Facebook  Twitter  Google  Yahoo 
 

Nedense güz ve kış mevsimi ayrılıkla bütünleşmiş gibidir bende. Her yıl güz ve kış mevsimlerinde köyden çok sevdiğim birinin vefat haberini alma korkusu yaşarım. Köyden gelen her telefon heyecanlandırır beni. Hiç beklemediğiniz bir anda bir telefon gelir, köyümüzün herhangi bir mahallesinden bir akrabanızın, çok yakından tanımasanız bile bir büyüğümüzün ya da çok genç birinin vefat haberini alırsınız. Allah’a sığınarak ve dönüşün yalnız O’na olduğunu bilerek tevekkül edersiniz. Gözleriniz ıslanır, dua edip o çok sevdiğiniz yakınınızı düşünürsünüz. “Daha dün görüşmüştük, ne kadar da iyi geliyordu sesi.” diye düşünüp bir kez daha ölümün bize ne kadar yakın olduğunu anlayıverirsiniz.

“Her ölüm erken ölümdür aslında.” diyordu şair bir şiirinde. Şöyle bir arkama bakıyorum da kaybettiğimiz onca insanın arkasından bir şeyler konuşmak çok güç geliyor. Arkasından söylemek istediğimiz onca şey olmasına karşın hiçbir şey diyememek; denilecek sözlerin boğazımızda düğümlenip kalması yaralıyor insanı. Bir büyüğümden duyduğum ve çok etkilendiğim bir söz geldi aklıma. “ Bizi üzen sevdiklerimizin ölümü değil; arkamızda onlarla konuşacak, paylaşacak çok şeyimizin kalmış olmasıdır.” Evet düşünüyorum da vefat eden büyüklerimle konuşacak çok şeyim vardı. Güler yüzlerini görecek, ellerini öpüp hayır dualarını alacaktım.

Gökyüzünde yıldızların yeryüzündeki temsilcileridir yaşlılar. Onların çokluğu köye huzur ve sevinç getirir yıldızlar gibi. Gökten her yıldız kaydığında yeryüzünden de bir yıldızın kaydığını, uzaklarda bir yerlerde bir yaşlının vefat ettiğini düşünmüşümdür hep. Dikkat ediyor musunuz Yanıklı’nın yıldızları yavaş yavaş sönmeye başladı. Gökyüzündeki yıldız kalabalığına inat Yanıklı toprağındaki yıldızlarımız soluyor gün be gün. Ve Her giden ardında anılarla dolu hüzünler bırakıyor bizlere.

Yanıklı’yı Yanıklı yapan sevginin, suyun, toprağın, bağın bahçenin ve kendine has kültürünün geçmişteki gözlemcileriydi onlar. Biz Koço Dede’yi, Begi Emo’yu, Bilal Dede’yi, Muhtar İsmel Dede’yi, Arif Dede’yi ve daha nicelerini göremedik ama büyüklerimiz sayesinde tanıdık. Yanıklı insanının nerelerden, hangi sıkıntılardan gelip bu bolluğa ulaştığını onlardan duyduk. Bir külek peynir ya da bir tepsi mısır unu için ne kadar çalıştıklarını onlar anlattı bize. Şimdilerde bomboş duran arazilerin her santimetrekaresine kadar nasıl biçtiklerini, tarladan gelen mısırın altın dolu sandıklar gibi nasıl kıymetli olduğunu onlardan gördük. Bazen gülerek takıldığımız toprak aşklarını anlamak için onların zamanında yaşamamız lazım değil miydi? Esas açlığı, fakirliği gören onlar değil miydi? İşte bunların hepsini onlardan öğrendik biz. Ve daha çok şey öğrenecektik. Şükür ki öğrenecek yaşlılarımız var daha.
Ölüm sadece yaşlılara mı vardır? Elbette ki hayır. Bir velinin “dost istersen Allah yeter, nasihat istersen ölüm yeter!” sözünü bilmeyen yoktur. Bana göre nasihatli ölüm gençlerin ölümüdür. Daha hayatının baharında, gencecik insanların vefat haberini almak ne kadar acı gelir bize. Bu, ölümün sadece yaşlılara değil gençlere de olduğunun bir göstergesidir. Efendimiz(SAV) “Ağızların tadını bozan ölümü sık sık hatırlayınız.” Buyururken, ölümün bizlere ne kadar yakın ve ağzımızın tadını bozacak düzeyde olduğunu belirtmiş değil midir zaten. Genç bir insan vefat ettiğinde “ Evet! Ölüm var ve bize de çok yakın.” Duygusu daha çok ruhumuzu sarmaz mı?
Hem gülerek hem hüzünlenerek hatırlarım, bir Cuma çıkışı köydeki arkadaşlarla Soner’in mezarına dua etmeye gidişimizi. Duadan sonra çocuk aklımızla -gerçi yaşımız yirmilerdeydi ama çocuk akıllıymışız demek ki- hemen mezarlığa yakın bir kiraza koşarak şen şakrak muhabbet edişimizi. Sanki ölüm bizden çok uzaklardaymış gibi. Belki çocukça diyeceksiniz ama içimden ne geçmişti biliyor musunuz o zaman? Soner de bizimle birlikte o ağaçtaydı. Yoksa biz o kadar nasıl neşelenebilirdik ki?
Her yaz köye giderken biliyoruz ki artık eski tadı kalmamıştır Yanıklı’nın. Şekro Hala’nın çocuksu şakalarıyla karşılaşamayacak ve “ beni Yayla’ya götürün” serzenişini duyamayacak, Yakup Amcamın evinin önünden geçerken elindeki bozuk paralarla sigara almaya yeltenecek ama sonra O’nun vefatı aklınıza gelecek ve hüzünleneceksiniz. Cacvala’nın yeşil bağlarından geçerken Gülinaz Nine seslenemeyecek size “yavrum nasılsın” diye. Köyün her evinde sizde anıları olan insanların birer birer gittiğini bilmek neşenizi azaltacaktır. Ölüm kelimesi bütün hüznüyle hayatınıza çökmüş olacaktır.

Köy mezarlığına her adım attığınızda edeceğiniz dualar bir nebze acınızı azaltacak ve onların ruhlarına şifa olacaktır. Mezarlığa her gidişinizde, mermer taşların sayısının arttığını görmek, ölüme ne kadar yakın olduğumuz gerçeğini tekrar hatırlatacaktır bizlere.
Mermer taşlarında “Hüvel Baki” yazısı bu dünyanın ne kadar yalan olduğunu yineleyecek, gerçeğinse Allah olduğu fikri tüm açıklığıyla kendini gösterecektir.

Garip bir duygu değil mi? İnsan gitgide yalnız kaldığını düşünüyor dünyada. O kıymetli insanlarla ukbada tekrar karşılaşacağımızı bilmek acımızı bir nebze olsun azaltıyor. Şükür ki inanıyoruz…

Ama son bir görev olarak, belki bu gün belki yarın, büyüklerimize, en yakınlarımıza belki de bize ait sala okunmadan, kalbimizde onlara ait sevgi kırıntıları kalmadan sevgimiz çekinmeden söylemek lazım. Ona son kez “seni çok seviyorum diyemedim” dememek için.

Bu yazıyı okuduktan sonra kendinize bir iyilik yapın, uzaklarda ve ya yanı başınızda duran annenize, babanıza, eşinize, çocuğunuza ve ya aklınızdan geçen kırgın olduğunuz dostunuza, gözlerinin içine bakarak “Seni seviyorum” deyin. Unutmayın ki biz, birbirimize sevgimizi söylememizi buyuran bir Peygamber’in ümmetiyiz.
Baki muhabbet…


Bu içerik 434 defa okunmuştur.

Etiketler: Diyemediklerimiz 

Diyemediklerimiz bu içeriği Yanikli.Com da ara ...

Diyemediklerimiz bu içeriği Google de ara ...

GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ