Geçmişten yarına sürer bu hicret,
Ukbada ödenir herkese ücret,
Bizim sende ne hakkımız olacak,
Asıl sen hakkını bize helal et.
Tarih: 8 Mayıs, günlerden salı,
Sevgili Nuri’nin Hakk’a visali,
Bir yel esti, kandilini söndürdü,
Kederinden dağlar, taşlar tasalı.
O’nu görür, şükrederdim halime,
Bulamazdım söyleyecek kelime,
Özveriyle katlandılar yıllardır,
Teşekkürler, Asiye’yle Selim’e.
Söylersen oturur, verirsen yerdi,
Duygulu gözleri bilmem ne derdi?
Nasıl tırmanırdı sarp kayalara,
Tabiatı her şeyden çok severdi.
Senelerdir güneş yüzü görmedi,
Bu dünyanın sefasını sürmedi,
Hem ağa hem, ağa oğlu değildi,
Belki de yanına kimse girmedi.
Toplardı mısırın talaşlarını,
Gezerdi yaylanın hep taşlarını,
Nuri, bu âlemde garip yaşadı,
Mevla bahar etsin hep kışlarını.
Evden kaçar, yitirirdi izini,
İncitirdi dirseğini, dizini,
Eğdi Hakk’ın buyruğuna başını,
Topladı dünyadan dün valizini.
Bizim gibi, bir kerecik gülseydi,
Gizli arzuları hoş görülseydi,
Vatan toprağını öpüp koklardı,
Ne olurdu köye götürülseydi.
Ben ölmek isterdim onun yerine,
Sual olunmaz ki böyle birine,
Dünyayı hatırlar onu gördükçe,
Bir soba borusu konsun kabrine.
Binmiştir, O şimdi Burak atına,
Oturmuştur, Tubaların altına,
Dünyalık haline bakmayın O’nun,
Çıkmıştır Cennetin yüce katına.
Kalem sustu, ne söylesin ne yazsın
Mezarcı kabrini kalbime kazsın
Öyle haller öyle yüzler vardı ki
Unutmak istersin unutamazsın
Yanık Ozan, herkes öğüt almalı,
Gülüp geçenleri Hakk’a salmalı,
Zincire vurulmuş, dilsiz haliyle,
O Nuri ki bize ibret olmalı.
9 Mayıs 2007/ Akyazı Muhammet AVCI
Bu içerik 238 defa okunmuştur.
Etiketler:
SEVGİLİ
NURİ
SEVGİLİ NURİ bu içeriği Yanikli.Com da ara ...
SEVGİLİ NURİ bu içeriği Google de ara ...