| |||
|
Yaşama Dair….! Hayata bakışımız, onu yaşayışımız ve ondan aldığımız lezzet, ona verdiğimiz anlama bağlı. Hayattan ne anlıyorsak ancak o kadarını yaşarız. Anladığımız kadar, anladığımız ölçülerde. Hayattaki mutluluk ve mutsuzluğumuzun, başarı ve başarısızlığımızın, kazandıklarımız ve kaybettiklerimizin bizim için önemi de yine bu hayattan ne anladığımıza bağlı. O halde hayattan ne anlıyoruz veya ne anlamalıyız? Bu soruya herkesin vereceği cevap farklı olabilir. Bundan dolayıdır ki, hayatı boyunca bin bir türlü çaba, hırs, koşuşturma içinde olan insanlarla doludur şu garip dünya. Oysa insan, hayatın gerçek anlamına, yaratılış gayesini anladığında vakıf olur. Yaratılış gayesini anlayıp kavrayabilmiş, şu kısacık ömrünü bu gaye üzerine şekillendirebilmiş insan, aslında hayatta en mutlu, en kazançlı ve en başarılı insan demektir. Ne mutlu bunu başarabilmiş olanlara. İnsanı kendine kul olarak yaratan yüce Rabbimiz onu yine kendi yarattığı arz üzerinde kaderinin ve hayat imtihanının bir gereği olarak dolaştırır. Bazen rüzgarınrüzgârın önündeki bir yaprak gibi oradan oraya savurur, bazen ise onu denemek için önüne yollar ve kapılar açar. İşte bizler, yüce Yaradan’ımızın bu iradesi ile hayatı farklı farklı yaşar, farklı yollar ve kapılardan geçeriz. Benim hayatımdaki yollar hep uzaklara, hatta hayallerimin ve düşüncelerimin ötesine uzanıyordu. Kapılar ise farklı kıtalara, ülkelere, ırklara ve dillere açılıyordu. Hayat yolculuğumda önce kendimi buldum, sonra Yaradan’ımı ve sonra da uzak diyarlarda, o diyarların insanlarının hayatlarını. Bütün yollar gibi Romanya yolları da ayrılığa ve hasrete açılan kapıydı benim hayatımda. Aralık bir kapı. Ben her zaman içeri girmeden ürpertiyle eşikten bakardım. Bir gün geldi ki, o yolların ve kapıların sahibi incitmek istemezcesine usulca ve teselli edercesine güvenle içeri çekti beni. İşte şimdilik, bana bu gurbet hicranını uygun görmüştü Yaradan. Vatandan, anadan, babadan, kardeşten ve dostlardan ayrı hasret dolu günler, haftalar, aylar birbirini kovalıyor. Bir yandan içimde bu hasret ateşini taşırken, diğer yandan eşsiz hayat tecrübeleri, şaşırtıcı insan manzaraları, bambaşka sesler, renkler ve kokular içinde sürükleniyordum. Yine de masmavi gökyüzünü yararak ilerleyen uçakları her gördüğümde, engelleyemediğim bir sızıyla gönlüm düşüyordu peşlerine. Uçakların derin maviliklerde süzülürken arkalarında bıraktıkları beyaz bulutlu izleri takip ederken gözlerim, ülkeme ve özlemini çektiklerime gidiyordu düşüncelerim. Ardından izler gözden kaybolup giderken, içimdeki ses “Bekle ve sabret. Allah sabredenleri sever” diyor. Ve düşüncelerim usulca bana geri dönüyor. Rabbimize bize arzı üzerinde verdiği sayısız nimetleri, kıtaları ve ırkları birleştiren kudretiyle sunduğu ihsanları, farklılıklarımızda ziyadeleştirdiği bereketi için binlerce hamdü senalar ediyorum. Bu nimetlerin gerçek şükrünü edadan aczimizi idrak ve ikrar ederek Mevla Teala’nın bizi her iki cihanda mahcup, mahzun ve mahrum etmemesini niyaz ediyorum. Ey Allah’ım! Senden ismeti, himmeti, anlayışı, hidayeti ve senin amelden ve takvadan sevdiğin şeylere muvaffak olmayı istiyorum kendi adıma, ailem adına ve ümmeti Muhammed s.a.v adına. Şen ve esen kalın. Dertleriniz kum tanesi kadar minnacık olsun. Allah’a (c.c) emanet olun.
Bu içerik 227 defa okunmuştur. Hayatın anlamı bu içeriği Yanikli.Com da ara ... Hayatın anlamı bu içeriği Google de ara ...İnsan ve Toplum Kategorisinin Diğer İçerikleriİnsan ve Toplum Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||