| |||
|
Her insan kendi hayatının içini doldurur. Doğumdan ölüme kadar akıp giden zaman dilimi için de yaşadığımız hayat ne kadar doğru ya da ne kadarını kendi kararlarımızla yaşıyoruz? Veya yaşadığımız hayat, ne kadar anlam ifade ediyor? Hayatı anlamlı kılmanın yolu hedef edinmektir. Yoksa “ hedefi olmayan yelkenli ne kadar rüzgâr olursa olsun hiçbir yere varamaz.” Hayatımızı yaşarken kendi bildiğimizi yapıyoruz ve doğrularımızı yaşadığımızı zannediyoruz. Peki doğru nedir? Doğru, benim doğrum mudur? Doğru, sizlerin doğrusu mudur? Yoksa doğru, bir yalandan ibaret midir? Biz insanlar konuya objektif yaklaşmaktan kaçıyoruz. Doğruyu yorumlarken dahi anlamı daraltıp, kendi fikirlerimize hapsediyoruz. Özellikle de yorumların üzerinde kalıplaşmış dini, milli, geleneksel, töresel tek tipli bakış açısı hakim oluyor. Halbuki tercih şansımız birdir ama şıklarımız ikidir; doğru ve yanlış. Herkes kendi kalıplaşmış doğrusunu yaşamaya kalkarsa ortaya milyonlarca doğru çıkar. Peki konuya nasıl yaklaşmalıyız? Konuyu objektif olarak ve evrensel boyutta bakarak değerlendirmeliyiz. Dinlerimiz, milletlerimiz, geleneklerimiz, töremiz farklı olsa da yeryüzün de değişmeyen tek bir şey vardır; insan. Konuya insan olmanın gereğiyle, insanlık değerleri içinde baktığımızda yollar farklı olsa da tüm dünyanın tek bir hedefte buluşacağını görürüz. Göreceğimiz bir de şu ki; nasıl hedefsizlik ile hedef edinmek arasında fark varsa, hedef edinmek ile doğru hedef edinmek arasında da fark vardır. İnsanoğlu olarak evrensel boyutta tek bir hedefimiz olmalı; insanlık. İnsanlık içinde; sevgi, barış, kardeşlik, adalet, bilim, iman, vatan, millet, bayrak v.s. insan yaşamı için ne gerekliyse doğru olarak barındırır. İnsanlığı herkes milli, dini, töresel, bir düşünceyle hedefine sürüklerse tüm insanlık uçurumun ucunda demektir. Tüm bu insanın kişisel olan değerleri, başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde biter. Herhangi bir olayı; bizler İslâmî, diğer dinlere mensuplar kendi dinleri, bir başkası milli, bir başkası çıkarları için değerlendirdiğini düşünün. Bu olayın içinden çıkmak mümkün değildir. En doğru ve en çıkar yol; olayı insanlık boyutunda değerlendirmektir. Elbette insanların hayatta hataları da olacaktır. Bu kaçınılmazdır. Önemli olan hataları en aza indirmeye çalışmak ve ömrümüzün sonunda geriye dönüp baktığımız da yanlışlarımızın mı, doğrularımızın mı çok olduğudur. Hedefler doğru olduğu müddetçe insanlara aittir. İnsan olmanın gereği ise insanlığımızı var etmemizdir. İnsanlığını yitiren birisi için dini, milli v.s. hiçbir şey anlam ifade etmez. Yüce yaradan Allah (c.c.) İslam’ı insanlığa gönderdiğini bildiriyor ve yüce Peygamberimiz H.z. Muhammed’i (s.a.s.) de insanlığa rahmet olarak görevlendiriyor. İnsanlığını yitirmişlerin, insan olması düşünülemez. Sûreti insan gibi gözükse bile o, insan değildir. Hedefimizi insanlık olarak koymalıyız… Hayatı kafamıza göre değil, doğru bildiğimiz gibi yaşayalım ama doğru bildiğimiz şeyleri özeleştiriden geçirerek en doğruya ulaşmaya çalışalım. Tüm dertleriniz kum zerrecikleri kadar minnacık olsun Saygılarımla
Bu içerik 236 defa okunmuştur. Etiketler:
İnsan ve Toplum Kategorisinin Diğer İçerikleriİnsan ve Toplum Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||