| |||
|
Denize özlem derinliğine Yaylaya özlem yeşilliğine Dağaya özlem erişilmeze Geceye özlem yalnızlığına Özlem toprakta bitecek Bu can özlemle gidecek Herkesin özlemle beklediği bir özlemi vardır. Hayaller kurar ardınsıra özlemlerine ulaşır, birbir gerçekleştirir özlemlerini ve ulaşır ulaşmak istediklerine tüm aydınlığıyla. özlem duyuyorsa şayet insan hayatın akışına, hayata bakışını da değiştirir. Özlem duyuyorsa insan, ulaşabilmek için dört elle sarılır hayata. Özlem hayata..! Özlem dünyaya..! Özlem köyüne..! Özlem silaya..! Özlem sevdiklerine..! Bu özlem içerisinde bende bir nebzede olsa sılaya ve sevdiklerime olan hasretimi giderebilmek için kısada olsa sılayi rahim yapabilme fırsatını bahşettiği için yüce mevlama hamd ve sena ediyorum. Bu özlemin ne büyük bir duygu olduğunu yaşamayanlar bilemez, düşünce insanın içine adeta bağrını parçalar, içinden bir şeylerin birer birer koptuğunu zanneder. Öyle ki yüreği paçalara ayrılır ve göz yaşı olarak dışarı çıkar. Bu seferki sıla yolculuğu şimdiye kadar yaptığım yolculuklardan çok daha acı ve izdıraplı geldi. Bir önceki yolculuklarımda Artvine gittiğimde her seferinde Canım Babami efkar tepesinin köşesinde beni beklerken buluyordum. Onu görünce tüm yorgunluklarımı unutuveriyordum adeta. Ama bu sefer öyle olmadı maalesef, efkar tepesine geldiğimde gözlerim hep biricik Babamı aradı efkarın köşesinde belki canım Babam orda beni bekliyordur diye ama ne çare ki hiçbir yerde bulamadım güzel Babamı, nafile bekledim dakikalarca her köşeye göz atmama rağmen yoktu bu sefer, gelememişti efkarın köşesine beni karşılamak için belliki çok uzaklarda çok daha önemli işleri olsa gerekti yoksa gelmemesi için hiçbir sebebi olamazdı. Bu an benim için tarifi mümkün olmayan bir durumun içine itti, öyle ya Güzel Babam “inna lillahi ve inna ileyhi raciğun” komutu gereğince Hakkın rahmetine kavuşmuş bir daha geri dönüşü olmayan sonsuz bir yolculuğa çıkmıştı. Ama yinede her gidişimde, efkar tepesine her varışımda gözlerim babami efkarın köşesinde bekliyor olduğunu düşünerek arayacak her defasında hüsrana uğrayacağımı bile bile. Artık o efkar tepesindeki o köşenin benim içimde çok özel bir yeri var. Böyle bir yolculıktan sonra önce Artvin’e sonra Yanıklı’ya sonra da yaylaya ulaştım. Köydeki ilk durağımız crahiyent mezarlığı oldu, orda bulunan tüm canlarımıza yasinler ve fatihalar gönderdim. Köyde Osman ve Ergin Seçkinin çocuklarının sünnet cemiyetine denk geldik, herkesi orda hazır bulduk ve hasret giderdik. Akabinde köyün zorlu yollarından sonra yaylaya ulaştık. İlk durağımız Süleyman amcamin yadigarı Mevlut ağabeymize uğradık ve yorgunluğumuzu giderdik, kalabalık olduğumuzdan dolayı bir kısmımız Sülalemizin ağası pek mühterem Emin ağabeyimize gittik. Yıldızlı bir gecenin ardından sabaha ulaştık ve kahvaltı faslından sonra Katmikire doğru uzandık ve tepeye çıkınca Karçalın yetmiş derde deva havasıyla kucaklaştık. Katmikire çıkıp geçmişe yolculuk yapmamak olmazdı bizde geçmişe uzandık ve orda yaşananları yad ettik ve defalarca KEŞKE demeden yapamadık. Keşke şöyle olsaydı, keşke öyle yapmasaydık, keşke böyle yapsaydık, keşke şunu üzmeseydik ve daha nice KEŞKELER…….! Ama ö keşkeler hep geçmişte kaldı, şimdi bize düşen bundan sonra keşke dememek için atacağımız her adımın , ağzımızdan çıkabilecek her kelimenin hesabını çok iyi yapıp ona göre hareket etmek. Katmikire çıkıp da dolobnı skaronun buz gibi soğuk suyundan içmeden geri dönmek olmazdı tabii ki , bizde dönmedik ve dolobnı skaronun içimizi ferahlatan berrak suyundan kana kana içtik. Ordada geçmişlerimizi yad ettik, bu suyu kimler içmediki dolobnı skaro nice insanlara şahitlik etmediki, nice insanlar görmediki. O an o suyun yerinde ne kadar olmak istedim inanın tahmin dahi edemezsiniz. O esnada Karçalda bulunan büyükbaş hayvanlarında oluşan hastalıktan dolayı yaylaya getirilip ayrı otlatılan hayvanlar arasında çıkan mühteşem bir boğa güreşine de sahit olduk ki kafkasörde güreş tutan boğalara taş çıkartırlar. Daha sonra geri dönüp sırtlara çıktık ve dağların parfümü sayılacak sarı dağ çiçeğini topladık demet demet. Derken zaman doldu ve yaylaya inip Zinüfer ablada dönüş yemeğimizi yedik. Buradan herkese teşekkür ediyorum yaptıklarından dolayı. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerlerine olsun. Köye dönüş başlamıştı yavaş yavaş, derken virisagorav ilişti gözüme neydi o günler dedirtecek cinsten. Keşke diyordum yine eskisi gibi olsaydı, saatlerce yüreseydik tek o yollardan da şu araba yolu çıkmasaydı yaylaya. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu misali yol çıktıktan sonra yaylanın eski tadı kalmadı bence. Yaylaya saatlerce yürüyerek çıkmak son molayı kurskalatta vermek, ordan yaylaya doğru bir göz atmak değişik bir haz veriyordu insana. Peki ya şimdi öylemi acaba sorarım sizlere…? Köyde yağişlı bir hava karşıladı bizleri orda yaşlı nenelerimizden Hevi neneye uğradık ve onunla da kısa bir hasret giderdik. Köyümüzün dış doktoru rahmeti Hasan ALTUN dedemizin varisi Atilla Altun ağabeyimizede ayak üstü uğradık ve yağmur altında kısa bir mola verdik. Misafirleri vardı Atilla abinin hemde kim bilirmisiniz genel yayın yönetmenimiz Sn.Muhammet AVCI abimiz, onunla da muhabbet edip ardından devam ettik turumuza. Köyümüzün emektar öğretmenlerinden pek muhterem öğretmenimiz Sayın Mevlut AVCI hocamıza uğramamak da olmazdı bizde abdiyete uğrayıp hocamıza selam verdik ve hem cklinti (mısır) yedik hemde muhabbet ettik. Bağlar mahallesinde mahallenin duayenlerinden Muhammet ALTUN amcamıza uğradık ve kısada olsa muhabbet edip özlem giderdik. Son olarak Çiftehanların ağası Ahmet ALTUN amcamıza uğradık ve kısa bir hayal kırıklığı yaşadık desem yalan olmaz. Ağaya uğrayıp biraz zahmet verelim derken kapıyı açıp içeriye girer girmez elektrikler kesildi. Karanlıkta fazla yapılabilecek bir şey olmadı teknolojiye esir olduğumuz için, akabinde su içelim diyecek olduk ki yağmur yağdığından dolayı, onun azizliğine uğradık ve sular kesilmişti onuda içemedik. Baktık olacak gibi değil iyisimi yolcu yolunda gerek dedik ve Artvine doğru yola koyulduk. Ahmet Amcamıza zahmet veremediğimiz için bu içimde ukde olarak kaldı nasip olursa seneye fazlasıyla alacağım. Geceye doğru Artvine ulaştık, karşıdan bakınca ışıl ışıl bir Artvin vardı karşımızda. Ve Kayabaşında ki evimize ulaşıp yorgunluğun vermiş olduğu ağırlıktan dolayı inzivaya çekildik. Nihayetinde sayılı gün geldi çattı ve çantalarımızı hazırlayıp doyduğumuz yer olan Bursa’ya geri döndük ve kaldığımız yerden hayata devam etmeye başladık. Herkese özlem ve mutluluk dolu nice hayatlar diliyorum. Tüm dertleriniz kum zerrecikleri kadar minnacık olsun. Saygılarımla.
Bu içerik 253 defa okunmuştur. Köy Ve Özlem...! bu içeriği Yanikli.Com da ara ... Köy Ve Özlem...! bu içeriği Google de ara ...Hayat Köyde Var Kategorisinin Diğer İçerikleriYANIKLIDAN BAYRAM İZLENİMLERİMBir saat bile olsa sıla yaşanmaya değer.27 Ağustos 2011 cumartesi günü gurbetten sılaya doğru yolculuk başladı. Ve 28 ağustos Pazar günü salimen Yeşil Artvinimize ulaştım. Borçkadan sonra tünelleri geçince Artvin köprüsüne ulaştım ve köprüde bir sürprizle karşılaştım desem yalan olmazHayat Köyde Var Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||