| |||
İşte Adım Adım Yanıklı KöyüSorgu - sual yok derler Ket kette yatan için, Genç kalmak isterseniz Koha suyundan için. ...16 Ocak 2011, 21:56 tarihinde Muhammet Avcı ekledi.
Köye olan özlemim, sevdadan bile öte, Ne yapsam dindiremem gönlümdeki sızıyı, Tek arzum, tek emelim terk etmek Akyazı’yı. Döneriz köyümüze, esince bahar yeli, Gurbet elden sılaya akar bir özlem seli. Soğuksu: mola yeri, közde mısır şöleni, Karşılar muhabbetle her yanına geleni. Çoruh’un kıyısından Zeznara’ya gelince, Görünür köyün yolu kıvrım kıvrım ve ince. İşte Yanıklı köyü, işte kuşlar vadisi, Merak etmeyen var mı, köydeki havadisi? Hozabir harman harman bolluğu, bereketi, Kışın iki palto giy, yazın çıkar ceketi. Hozabir ün salmıştır üzümüyle, dutuyla, Kardeşi kardeşinin uğraşır hudutuyla. Biraz sonra bizleri Çiftehanlar karşılar, Yıldızını düşürmüş pazarlar ve çarşılar. Hey gidi Nasvihara gurbet- sıla sınırı, Geçti yıllar, asırlar çözülemedi sırrı. Adeta el sıkışır soylu Şamar Köprüsü, Ruhlara neşe verir suların bu korosu. Karşılar hemen bizi Sasviyent’in yokuşu, Durdurur kalbimizi özlem dolu bu koşu Yürüdükçe yürürüz merdiven çıkar gibi, Diner yorgunluğumuz yazın yağan kar gibi. Sıra sıra dizilmiş Dereler, Moklit, Bağlar, Öptükçe toprağını, insan sevinçten ağlar. Baharın geçit vermez Samsare’nin deresi, Köyüm gibi güzeldir yurdumun her yöresi. Oy Samsare Samsare toprağın neden kayar, Yazın Diyarbakır’a, kışın Sivas’a ayar. Simonetin nüfusu, azalmışta azalmış Kesmişler fidanları Sıklığın adı kalmış. Geze geze git bitmez tozlu, buzlu yolları, Yürüdükçe anarsın, erittiğin yılları. Besmelesiz, abdestsiz Çiyaser’den geçilmez, Dudbet’in çayırları tırpan ile biçilmez. Oy Barbare Barbare, kaç asırlık mezarlık, Kirazı ve cevizi nazarlıktır nazarlık. Arife akşamları pişi Sersat’ta yenir, Sersatlı’nın hayatı adliyede tükenir. Ne sel ne çığ derdi var, Sersat’ta oturanın, Acil ihtiyacı var değirmene buranın. Bağdat gibi güzeldir, Işhliyent bahçeleri, Virane olmuş, gitmiş Molla Bilal’ın yeri. Gece cinler taş atar, Belesin’den geçene, Deli raporu gerek, Işhliyent’ten göçene. Oy Zübiyent Zübiyent, tez canlılar diyarı, Gençleri şöyle dursun, aşıktır ihtiyarı. Sorgu - sual yok derler Ket ket’te yatan için, Genç kalmak isterseniz Koha suyundan için. Vakit öğle üzeri cümle âlem yatıyor, Zübiyent, Şişli gibi, arsalar yok satıyor. Köyümüzde ilk şafak, Koriyent’te atıyor, Başlamış bağbozumu, burda da gün batıyor. Kim sevmez Baraka’yı, kestanenin dibini, Gel ikindi vaktinde, bulursun sahibini. Mamliyent mekânıdır, beylerin, ağaların, Hala izleri durur eski mağaraların. Karat’la Caçuçala gelmiş karşı karşıya, Cinler cirit atıyor, göç etmişler çarşıya. Kokiberet dediğin köyümün İstanbul’u, Yaylaya gidenlerin buradan geçer yolu. Oy Çrahiyent Çrahiyent, kaç asırlık mezarlık, Kokiberet’te tavan yapmış okur- yazarlık. Oy Moliyent Moliyent, benim güzel mahallem, Benim için cennettir, ne derse desin âlem. Çalep ile Ukanhev sanki meraya dönmüş, Yazın şenlenen evler, kışın kararmış, sönmüş. Sahriyent, denilen yer, burda Mehler yaşarmış, Burada insan yiyen ilkel bir kavim varmış İşte Virisagorav, işte eşek alanı, Tarihi mola yeri, yoktur bunun yalanı. Yürüdükçe, Uzuntaş çıkar senin karşına, İniş- çıkışlı yollar el eder gözyaşına. Uğarehev, Şaşukart yolları yorar seni, İçince bir çanak su, özlemle sarar seni. Kurshalat’ın düzünde mola vermek adettir, Yaylaya dönüp bakmak en büyük saadettir. Oy yayla güzel yayla, özlemin bittiği ye Yaslı yüreğimizin toy düğün ettiği yer. Oy yayla, güzel yayla, seni çok göresim var, Taşına, toprağına yüzümü süresim var. İşte yayla hayatı, ye gevreği, iç suyu, Yastık, yatak istemez, uzan sekide uyu. Bırakırsın yemeği, horon başladığı an, Bayram yerine döner, bir anda koca meydan. Tüter şafak vaktinde yaylanın boz dumanı, Mesai saatidir şaşörtün bu zamanı. Hey gidi Saburtiya, tipinin ana yurdu, Tipinin uğultusu, ta köyden duyulurdu. Saburtiya yazları, insan mahşeridir bir, Karçal’dan gelen bu su, Ustamis’e can verir. Göçen o üç arkadaş, yâdımıza düşer de, Hala kicinaları yankılanır bu yerde. Karçal’ın deresini Sırattan zordur geçmek, Doyumsuzluk demektir, orda yemek ve içmek. Ziyaret tepesinde vardır koca bir yatır, Kırklardan biri varmış, dedem hala anlatır. Köyüm seni ne kadar övsem de yine azdır, Senin taşın toprağın benim için Hicaz’dır. Bu içerik 250 defa okunmuştur. Etiketler:
Bir Sevdadır Yanıklı Kategorisinin Diğer İçerikleriBir Sevdadır Yanıklı Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||