| |||
Tuzdan HayatlarGörsen tanırsın şevkle yola koyulmuş yiğitleri ölüme yol vermişler akıllarında ceplerinde bir tabaka omuzlarında rus beşlisi sanırsın eşkıya! Ekmeğin tuzun yolundalar hala yine yanlarında üç beş eşkıya. Görseniz tanırsınız beyaz sarıklarıyla yola koyulmuş yiğitleri görseniz tanırsınız ziyaret tepesine sabah namazında varışlarından . görs...17 Ocak 2011, 12:11 tarihinde Tarkan Yılmaz ekledi.
Görsen tanırsın şevkle yola koyulmuş yiğitleri ölüme yol vermişler akıllarında ceplerinde bir tabaka omuzlarında rus beşlisi sanırsın eşkıya! Ekmeğin tuzun yolundalar hala yine yanlarında üç beş eşkıya. Bu yiğitlerin destanıdır. Yolda taş tuzları bile sıcaktan ağarıp ağlarken ve katırların gögüslerinden aşağı sızarken. Parkalarını katır omuzlarına asmış yiğitleri körüklü ceketlerinden tanımazsan sen hiç tanıyamazsın ey oğluşağım. Sana yarını anlatacağım geçmiş serüvenden sağma bir destanla.,. Yol başladı pişman olmuşların öksürük seramonisinde. Ve korkuların tetiklediği ayakta görülen korkusuz düşlerle. Daha ben demeden daha bir pınara kendini koymadan ve indirmeden boğazında suyun acı soğuğunu çok yol almıştı umutlu küçük kalabalık. Önce karları ezdiler zirveye değin sonra bulutların üzerinde yürüdü gittiler. Çok yol almışlardı ama gene çok yol vardı. Ziyaret tepesine secdeye ve istihareye yatanlar bile oldu kaşla göz arasında . Rüyadan kalkanların yüzleri karanlığa dönmüş ışık biraz daha geç doğsa görünmeyecek gibiydi. Kara parkalı Ali daha çok yol var demeden hiçbir ayak bir öncekinin önüne geçmedi.Güneşle bir yol daha aldılar sonra güneşi bekleyip kendilerini karanlığa sakladılar. Karanlıkta ise yelilerin altından yavaş yavaş kaymaya başladılar sırtlarında cuvallar ve mermierin şenliği altında . sürüne sürüne gezilir bu dağlarda hele gavur yağdırırken mermilerini başınıda kaldıramazsın ama vadiye dik bakan çalılar güneşin parlattığı yemyeşil ağaçları gösterir önce ; dönüp arkana bir kurşun bile atamazsın düşmana . Mesele yoldur varmaktır gittiğinde ise küçükte olsa istediğini almaktır. Sonra koca vadi saklamaya başlar göğü yürüdükçe daralır ve bir dağ bir dağ daha . Bu dağın adı selamet dağı kalmıştır eskilerden.Burda ne bir kuş nede mavzer sesi duyulur. Ayakta yürüme şerefi ile şereflenir burada her yolcu yürüyen için selamettir. Arkada kalana yabanıl bir ölüm demektir. Kara parkalılar zından bekçilerinin omuzlarına çökmüş kaşan yolunda kütük savurmada sanki … aşağı atılan kütükler karçal deresini taşırmada sanki . kuş oldu uçtu beş yiğit karadenize . kuş olduar sonra balık . sonra insan gibi türkünün müellifinin vicadanına ulaştılar. Sanki bir kahraman bekliyordu küçük takanın içinde sür takacı diye inletti denizi ali sür ve vurdur bizi denize . deniz ve sen bizi taşıyın özgürlüğe bir taş tuzunu çok gören kardaşlarımızdan uzağa . limana limana .kurtuldular o gün vardılar hopa limanına limanda kim görse tan ırdı onları yırtık parkalarından . umuda ulaşmış neşeli bakışlarından. Sabah terleyen vucuduma meltemlerini vururken entarimin altından. Çoktan yola koyulmuşluğum aldı beni çıkardı buralara. Yol benim yoldaş benim ve şu gözyaşı nurusun gözlerimin. Bir inişe bir çıkışa yollanmışım bir kuşum bir uçuşum kadar yolum bir dağım bir sınırım var daha geçeceğim.Ağaçların dbiinden yata yata sürüne sürüne. Benim her an hicretimsin sen ekmeğim sen buğum. Mermi seslerine kıyam etti ruhum gene bir sabah esintisi vururken uykulu yüzüme. Koştum yolum deryaya doğru geldi üzerime bin düşman namlusu . ellerim tütün tabakamda daha sarmadığım son tütümünde aklım başka bir şey düşünsem belki çıldıracağım. Yalnızım bu dağda bu pusuda koşan ayaklarım en iyi dostum. Düşmanımsa mağrur ve zalim yerle yeksan düşüşüm. Çalıların arkasından bana koşan mermiler habermi almış ecelden nedir bana doğrulan namlular elçisimi prangaların. Ve zamanın içinden gelen surlar ve içleri zından sana güvendiğim duvarlar şimdi sarmalamış beni çıkmak hayali bir güvercin gibi uçmakta yukarıdan sızan ışığın geldiği yere. Sandallar vuslatım sabırsızlık hengamım ve aşkım gözlerimin önününde şevkle hayal olmuş uçmada. Kürekler ve kollarım ve yoldaşlarım sürüne sürüne gitmede rüzgarla salına salına dalgalar dalgalandıkça öbek öbek sersemliğim dahada artmakta mucize için bırkmada ellerim umudu sonra mucize yeni bir umut olmada .ve kıyılar biraz önce surlarından kaçtığım zındanların öteki kıyısında. Tanıdık yüzler dolaşmakta sokaklarda ve hala sarmadığım tütünüm ve paslamış aynalı tabakam . ve bir kıyı taşına yönelmede yüzüm dert ortağım mucizemin tanığı kayalar en iyi dert ortağım dalgalar kendileri gibi vurdular beni kıyıya bir ayakkabım yırtık ve bir ben paramparça. Özgürlüğün ufku sen ne hoşsun sana şiir yazan eller ne kadar çaresiz. Sevdiceğim çapalara vurmuş toprağı gözleri görünmede üç dağın arkasından göğe değdikçe. Ve at arabalarıyla vardığım yollardaki yollandığım kayalarım kurtuluşum . bir tepe sonra vuslat bir dağ aşımı esas kurtulşuşum. Her karanlığın arkasındaki aydınlık beklemede beni kara bulutlarda saklanan güneşim şimdi apaydınlık batmak üzere hatta ama kendi ışığım ulaştığım yere getiren ama tek başına değil onu yöneten ilahi kudret esas kurtuluşum. Ve secdem hicret ettiğim toprağa. Ve hayat denen büyük tarlaya.ama yönelişim kurtuluşumun sahibi tek bir ilaha.sana şükür sana şükür sana şükür……
Bu içerik 277 defa okunmuştur. Tuzdan Hayatlar bu içeriği Yanikli.Com da ara ... Tuzdan Hayatlar bu içeriği Google de ara ...Bir Öyküdür Hayat Kategorisinin Diğer İçerikleriBir Öyküdür Hayat Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||