| |||
Geçmişten Gelen ÖğretmenEsti rüzgar fırtına vadileri dolaştı her ağacı bir bir ırgaladı .Bu gece herkes sabahı bir bulmuştur çünkü o uğursuz uğultu sabahlara kadar insanların kulaklarını tırmalıyor banamısın demiyordu. Kışlar bazı açılardan yazlardan daha rahattı. Kışları hiçbirgöz dağların eteklerine bakarak yorulmuyor kalpler korkunun esiri olmuyordu....01 Ocak 2011, 01:31 tarihinde Tarkan Yılmaz ekledi.
Esti rüzgar fırtına vadileri dolaştı her ağacı bir bir ırgaladı .Bu gece herkes sabahı bir bulmuştur çünkü o uğursuz uğultu sabahlara kadar insanların kulaklarını tırmalıyor banamısın demiyordu. Kışlar bazı açılardan yazlardan daha rahattı. Kışları hiçbirgöz dağların eteklerine bakarak yorulmuyor kalpler korkunun esiri olmuyordu. Yollar kapalıydı ne gelen ne giden nede dağlara çıkıp eşkıya sonrada ben eşkiyayım niyetine inen yoktu. Açlık kol geziyor insanın hasta olması ölmekle eş anlamlı oluyordu. Bir uğursuz kış çöker aylarca gitmezdi. İnsanlar fakirlik ve sefaletleri yanında bu durumda kazançlı çıktıklarıda olurdu. Dağların başından sırtla kolaylıkla indirilemeyecek yığınla otu tuşi(budur ağaçlarla veya kızaklarla yüksek yerlerden ot taşınması) dedikleri yerel bodur kızaklarıyla evlerine indirir mereklerini doldururlardı. Karın tokluğunun tek garantisi yazdan vahşiden yabandan kalmış üç beş hayvandan arta kalan ağarttı(hayvansal gıda). Kıtlık günleri kaçakaçlık zamanlarının hemen ardına yerleşmiş ahalinin boğazını sıkmıştı. Yem yok yalak yok utanmasa sular bile kesilecek orman alaylı ifadelerle insanların açlık ve sefaletten ölmesini seyredecekti. Efsanelede boşa konuşmuyordu eski zamanların hikayelerini. Bir beşik efsanesidir dilden dile dolaşan. Bir uygarlığınmı yoksa üç beş köylününmü başından geçmiştir bilinmez ama bir çok uygarlığın kendini ifade ettiği varsayım olarak oluşumunu temsil eden efsane bu köydede mevcuttu. ZAMANIN ÖTESİNDE Öyle bir kar ,öyle bir tipi, öylebir çığ gelirki ortalığı yerle yeksan eder. Kurtulan olmaz tek bir kişi haricinde oda Hz musanın hikayesine öykünmüşçesine bir beşikle kurtulup bir çam ağacı dalına ilişir sonraki bu köyün ahalisi o çocuğun çocuklarıdır denir. (Buradan bir çok yaratılış varoluş türeyiş efsanesine atıfların olması bu halkı belki az çok tanımamıza yaramıştır.) Burası kafkasyanın bitmeye başladığı bozkıra dağlara doğru giden son yeşillik vadisi sayılabilecek bir yerdir.arazinin engebeli ve tarıma elverişsiz yapısı ekmek peşinde koşanları değişik alternatiflere yöneltmişti.Mevzu gerçekten sadece ekmekti açlıkla savaşmak için ekmek!Açlığı bastırmak için sadece.Bu sarp doğa ise arımda arpa ekimini hayvancılıkta ise keçi ve koyun gibi küçük baş hayvancılığını zorunlu kılmıştı. Kış bitmiş bahar meyeveliklerin arasından çiçek çiçek yaprak yaprtak göz kırpmaya başlamış . bir taraftan bahar sevinci bir taraftan saltat endişesi baş göstermeye başlamıştı. Saltat meselesinin aslı ise ilk başlarda kuzey sınırından kaç göç zamanlarında(osm-rus savaşında muhacirlik devri1877-1878) sızıp eşkiyalık eden rus askerlerine verilen isimdi ama şimdi açlık her yanı vurmuş ve kimin kime saltat olduğu ve zorbalıkla saltanat kurduğu belli bile olmuyordu. Dosta merhaba düşmana defol demenin zor olduğu günlerdi. Macahel mezrasına kurulmuş iki öküz sahipsiz boynuz tokuşturuyorlardı mısıroğulları deresi her boynuz darbesinde bir daha yankılanıyor ve her yankı diğer boynuz darbesine değin sürüyordu. Tepe dipleri karçal yatağının öküzleri tarafından kaşınırken oluşturulmuş oyuklarla doluydu. Tepelere doğru azalan ağaçlar bir seviyeden sonra gölge bile vermemekte hatta kalmamaktaydı. Üç beş eşkıya sigarasını bu tepelerin diplerinde içer siperini rusa gavura karşı burada kurar ve bekçiliğin haracınıda etraftaki köylerden alırdı. Köylünün bu sıkıntıda kimden korkacağını şaşırmış oldukları bir zaman olduğu için kimse hiçbirşeyi yadırgamamyı öğrenmişti. Efsanelerle ağıtların içli hikayeleriyle hazırlanırdı çocuklar hayata öyle bir durumdu ki; bu hiçbir bilimsel mantık izah edemezdi. Çünkü kaf dağının başladığı yerler tamda buralardı . Hiç kimsenin hiçbirşeye şaşırmayacağı her şeyin olağan karşılanabileceği yerlerdi. Bir gün uçan atıyla Ali geçse hekres doğal karşılardı. Ali değildi gelen en azından masallardaki Ali değildi dinsel öğretilerdeki Ali hiç değildi ama onunda bir asaleti vardı .Onun kılıcının yerinde rus beşlisi ve eğri kaması vardı.onuda dağlara zulum çıkarmıştı daha önce yunan efsanelerinde şehirlerinden kaçıp dağları mesken tutanlar gibi. O dağları bekler dağlar ona kartal yuvası olur oda en tepelerde gizlenirdi. Kaçtığı kimse yoktu aslında kolladıkları ise sayılmayacak çoktu kollamasının nedeni ise gene geçmiş zamanlarda gizli hazin bir hikayeydi. Kara saçlı kayrağız, fidan boylu bir yiğit derlerdi Anadolu’nun amuktan ilik dokuyan nineleri böylelerine gözleri çakır saçları kendiliğinden taralı ince narin attan ve bayırdan daha dik duran bir bedeni vardı. Arkadaşları sever halk ise biraz sevgi biraz irkintiyle yaklaşırdı dağdan gelen bu adama aslında herkes gibi aşağıdaki vadinin içinde doğmuş hayat süre süre buraya kadar getirmişti. Çoğumuzun elinde olmayan kader gibi ;bazı şeyler onunda elinde değildi. Yetim değildi ama herkes kadar yetimdide sıkıntılardan zorluklardan gelmişti buraya kadar. Memleket rus savaşının etkilerini atlatamadan bütün dünya büyük bir harbe başlamış. Zaten acılarla yoğrulmuş bu insanlardada yeni bir kıyam kültürü oluşmuştu. Ama düzenli askerlik onun benzerlerine hiçte uygun bir meslek değildiÇoğu bölge insanı içinde aynı şey geçerliydi. Onun için eşkıya diye anılmak pahasına dağlara mesken kurmuş çete ve komitacılarla cenk etmeyi ve zafer kazanmayı bir iş haline getirmişti. Geçimini erzağını cıvar köylerden alıyorlardı. Zaten fakirlik içinde olan halk bir devlete birde onlara vergi ödüyordu. Bu durum bir nebze halkın sevgi ve teveccühünü kırmış olsada herkes Osmanlı rus harbindeki katliamları aklına getirdikçe dağlarında onların dolaşmasına içten içe seviniyorlardı. Onlarada saltat demeyi uygun bulmuştu halkın bir kesimi ama esas olan onları saltat olmadığıydı saltat rus askerlerine denirdi. Onlar köylere baskın verir ne var ne yok yağmalar önüne geçenleri ya kurşuna dizeler yada mızrağın ucuna takarlardı. Bütün bunlar onların dağa çıkmasının nedeniydi zaten . tarihten ders almış küçük bir eşkıya gurubu kuzey sınırlarına çöreklenmiş ve geçmişte Osmanlıya yaptıklarını tekrar denemesinler diye nöbete tutulmuşlardı. Zaman akıp geçti bahar yaza yaz tekrar kışa döndü ardından birkaç yıl eklendiki her şey değişmişti. Savaş bitmiş alinin silaları rus vurmaktan çetele çizikleriyle dolmuş ama açlıktan ve sefaletten insanlar hala kurtulamamıştı . Ali silahlarını yeni hükümete muhtarın baskısıyla teslim etmiş . artık barışın garantili olduğu iyice tembihlenmiş dağda olanların şehirlere köylerine dönmeleri rica edilmişti. Ali bu çağrıya hemen kulak asmış ama yıllarca cenk eden bir adamın yerleşik hayatta ne yapabileceğini fazla düşünmemeişti. Birkaç işlenmez vadi kenarlarındaki köylünün ğorğe dediği çakıllı kayalı yerleri mesken tutmuştu. Çünkü o dağlardayken herkes ahosunu tarlasını kurmuş mısırını arpasını ekmeyi çoktan adet haline getirmişti bile. Topraklar taşındı taşlar toplandı küçü mısır tarlaları kurulmaya başlandı ancak küçük bir mısır tarlası oda arunayı her vurduğun yerde kırardın mecburen kazmayla döğmek icap ed erdi yıllarca . Amcazadelerinden bazıları çarık yerine yeni bir ayakkabı dikmeye başlamışlardı. Kanaat edenler için güzel paralar getiren bu ayakkabı dayanıklılığı yüzünden tercih edilir olmuştu. Hatta lüks ayakkabı sınıfına bile girmişti. Alinin eli tüm bunlara yatmadı . eski sevdasını aşk denilen çılgınlıkla ilk hanımının üzerine almış hatta bu durum yüzünden tepki toplamış ama kararından dönmemişti. Erkeği kadın adam eder misaline uygun yeni hanımı çok becerikli otoriter ve ahaliye kendini sevdirir bir insan çıkmıştıki bu alinin şansıydı. Yoksa böyle evlilikler çoğu zaman ahali baskısıyla sona erer yada mürüvvetten hayırlı nasip pek mümkün olmazdı. Eski evinin yerine yeniden bir ev yaptı amcazadelerine komşu olarak. Ailesinin bir bölümü iç bölgelere ekmek peşinde hicret ettiler oysa burada kalmaya devam etti.8Tokat muhacirleri) Ama adı hala eşkiyadan temizlenmemişti 1900-15 lü yılların başlarıydı gene hükümet komitacılara(ermeni eşkıya guruları) karşı sabırlarının bittiğini ve artık Türk düşmanlığının tüm Osmanlı düşmanlığı haline dönüştüğünü ve buna iştirak etmeyen Ermeninin hemen hemen kalmadığını kime güveneceğini anlayamayan hükümetin artık bu işe bir çözüm olarak ermeni vatandaşlarını tehcir etme zarureti içerisinde olduğunu ilan etmişti.bu komita hareketine destek vermeyen Ermenilerde Bu durum tüm Ermenilerde soğuk duş etkisi yapmıştı. Her ermeni olmasada Ermenilerin ekseriyatı rus kışkırtmalarıyla ve İngilizlerin ülke vaadleriyle komitacılara yardım ve yataklık eder duruma gelmişlerdi. Artık Osmanlının bölünmesi sonrtasında Artvin ve diğer bölgelerin yeni Ermenistan toplraklarının bir parçası oacağaı terzisinden demircisine kadar tüm ermeni zanaatkarlarının bile diline dolanmıştı. Her ermeni baskını içten içe bu muhteremlerin bıyık altından sevinmelerine neden oluyor hatta bu duruma halk galeyana gelmeye başlıyordu. Bir karakol baskını bir köy baskını halkın dayanacak gücü kalmamış Slavların Osmanlıyla Ermenilerin arasını açma arzu ve emelleride başarıya ulaşmaya başlamıştı. Artık kmse kimseye güvenmiyor zanaatla uğraşan Ermeniler itibar ve idda için bunu koz olarak kullanıyorlardı. Alininse kimseye eyvallahı yoktu. Bütün bu olan bitene karşı rahattı çünkü dağda olanı biteni görmüştü komitacıyla rusun elele kolkola olduğunu görmüştü ama ermeni dostlarından bu zamanlar boyunca bile vazgeçmemişti . o sene gene bir ermeni ailesini yayla eğlencelerine yeni ailesine konuk almıştı. Ermeni madrabazlıklarına bir türlü son vermiyor bir taraftan kendi hediye getirdiği nar suyunu zevkle içiyor diğer taraftan şakayı espiriyi patlatıyordu. …. Ali bizim yorgayıda sen mihlamişsin ha deyip kahkayı basınca alinin gözleri kan çanağına döndü yüzü simsiyah oldu …. Kim dedi bunu sana dimitri diye kükredi.. Yok şaka canim bizim yoıgede komitacı oldu sonra devid ve birçoğu … Geçenlerde gulaminda vurulduğu haberini aldık. İngilizler silah yardımını kestiler devletse bizi kovmak niyetinde .. Ardanuç ahalisi ise hala peşimizdedir zengin olduğumuzu bilirlermi bilmem ama biz korkarız Osmanlı bizi gitmeye mecbur ederse paramız altınımız kime emanet olacak bilinmez. Hep takip ediliyor hissi içindeyiz diye yakındı ….çok hatalar oldu dedi ali ama devleti ali Osmani affediciliğini her zman gösterdi ama komitacılar gitti kürt köylerini bastı erzurumda karsta artvinde köyler basıp çoluğa çocuğa varıncaya değin öldürdü. Hatta biz bile biliyorsun halkımızı korumak için dağlarda yatıp kalkar olduk. Kaç komitacı kurşunlarımla canverdi Ruslarla sırtsırta. …. O sırada bir kahkaha daha duyuldu… Ali yahu sende keşke bilseydim böyle derin siyaset konuşacağını dayanmak için nar suyu yerine şarap getiridim dedi…. Tekrar hava soğudu… Gene dimitri konuştu ali sıkılmış misafiri rahatsız etmemk için duvara mıhlamıştı kenardan gözlerini. Ali yahu sen o güzelim leziz yaban domuzlarını vuruyor sonra köpeklere yem ediyorsun. Halbuki senin atalarında domuz yermiş değimli yazıktır günahtir…deyip tekrar kahkahayı basınca . ali gamzeleri belli olana kadar gülümsedi sonra oda kahkahayı bastı … yahu alemsin dimitri neler diyorsun gene havayı yumuşatıyorsun keşke komitacılarda senin gibi sıcak kanlı olsalardı deyip ortama alide karıştı. … dimitri bu havadan hoşnuttu çünkü artık söyleyeceklerini söylemeli aliden aldığı cevapla hareket etmelyidi. Ali dedi sen bu ahaliyi kendine hem saygı duyurmayı hemde korku salmayı başardın. Ali deyince gavurun kalbi sıkışır müslümanın eteği tutuşur. Aradanuçta milletin bir ali deyişi varki göreceksin üzerine salavat getirmeleri eksik deyince . ali hiddetlendi bak dedi dimitri bu şaka fazla biz müslümanız ve bu şaka bize göre değil …diyeceğini de artık sende rahatla bende rahatlıyayım. Sersem yabani keçi gibi bir o oyuktan girdin bir bu oyuktan ama hala mağarayı bulamadın. … tamam bre kızma hemen derim diyeceğimi dedi dimitri. … Dediğim gibi devlet bizi tehcir edecek bizde vakit geç olmadan mallarımızı altınlarımızı sınırdan geçirmek isteriz. O güne kalırsak devlet hepsine el koyacakmış diye duyduk. Hem halk senden çekinir hemde bu dağları yolları en iyi sen bilirsin. Bize hafiyeik yapsan birkaç ermeni altınından sende nasiplensen bizde selamet içinde çoluk çocuğumuzun hakkını buradan çıkarıp onlara harcasak. Deyince ali lafın başında iken içine vicdan düştü. Hakılıydı alın terleriyle kazandıkları paraları peşlerine götürmek haklarıydı ama o eşkiyalıktan çoktan vazgeçmişti. Arkadaşlarıda dağılmış gitmişti kim öldü kim sağ onu bile bilmiyordu. Dimitri ısrarından asla vazgeçmedi. Alie biraz direndi ama bakarız dedi bu cevabı alan dimitri sevincinden tavana değmişti zaten küçük olan evde. Buda bir gülüşmeye neden olmuştu. Gülnihal dedi ali haınımına sabaha imerheve yola düşecem hazırlık yap dedi sonrada misafirni yatağa kadar götürdü. Sabah oldu ali yola çıktı arkadaşlarını bulmak zor olduysada bir çoğunu toparladı işten bahsetti onlarda pek hazetmesede kabul ettiler elinin hatırına işin ucunda üç beş altında alacaklardı onlara göre iş hemen hemen tehlikesizdi başkası olsa korkardı ama onlar bu dağlarda hem kartal olmuşlardı hemde kurt. Dimitri cehennem dersine kadar onları şaka gerçek bir çok hikaye anlata anlata getirmişti. Yolda Ardanuç ahalisinin birden bunlara başka gözle bakmaya başladığından tutunda güzel kızı tamarayı bir çobanın nasıl dağa kaldırdığına kadfar o kadar hikaye anlattıki alinin beyni bulanmıştı bile. O sırada dimitri kafasını kaldırdı ve yukarı baktı yahu bu bizim yorganın babası davit değimli dedi iş değikl yahu nerden haber aldılar karşılamaya çıkmışlar demeye kalmadan yukardaki büyük ermeni kalabalığında olmadık hareketlilik görüldü. Ali savaşada meydana da ihanetede alışık ve tecrübeliydi . olanı biteni hemen anlayınca bağırdı ordu nizamı siper al diye dimitride şaşırmıştı olana bitene derken ilk kurşun dimitirinin boğazına saplandı dimitri üç beş kelime daha dedi bu adamlar bize pusumu kurmuş ise son sorusu ve son kelimesiydi.çatışma akşama kadar sürdü alinin arkadaşlarından bir kaçı yaralanmıştı ama karşı tarafta kafası görünen ölyordu çünkü aliyi küçümsemiş ve hesaplarını değiştirmişlerdi Ermeniler. Sonradan öğrenidiğine göre olay şöyle gelişmiş. Ali Ardanuca ilk başlarda gerçekten onları korusun selamet içinde çıkalım diye çağrılmışsada daha sonra iş değişmiş birkaç işgüzar esnaf Aliyi tanımadıkları için ahaliye …. Aman canim kurda kuzumu teslim edilirmiş bu Ali denen eşkıya yıllardır komitacılara az çektirmedi sonra hiçbirşey olmamış gibi sağ salim köyüne döndü şimdi gitmiş bizde ondan malımızı korusun istiyoruz…itirazlar olmuş ali öyle bir değil diyenler ama netice aynen şöyle bağlanmış.. Aliyi bekleyeceğiz cehennem deresindeki dar geçitte oraya varınca çapraz ateşte hepsini vurup ahaliyede bakın malımızı çalmak için gelen koskoca Kaçkarlı eşkiyayı bile nasıl öldürdük deyip halkın gözüne korku salacaklar ve bu gazla eşyalarını alarak çıkıp gidecekler bütün plan buymuş. … Ali bu ihanetin altında kalmamıştı zavallı Dimitrinin’de sonradan oluşan bu plandan hiç haberi olmadan hayata gözlerini yummuştu ali ise dağlarda edindiği tecrubeyle toplama Ermenilere karşı galip gelmiş ve püskürtmüştü. Normalde peşlerine gider intikamda alırdı amma zaten etrafta Ermeniler bizi Türkler öldürüyorlar diye çok propoganda yapmışlardı. Tam tersini(komitacıların ahaliyi katledildiğinei) defalarca gözüyle şahit olduğu için onlara koz vermek istemedi. Ermeniler biraz altın ve erzak getirmişlerdi yanlarında . planlarını uygulayamayıp aliyle anlaşma ihtimallerine karşın. Ali bunlara tepede ulaştı ve erzakta anlaşması kadar altını alıp yolda yetecek kadarda erzak aldı diğerlerini ise ordayken bıraktı. Gene dağlar o gün ihaneti görmüştü ama kahramanında ne zaman kahraman olması gerektiğinide alide biliyordu ermeni dostlarının böyle olmadığını ama yıllardır süren savaş Ermenilere cesaret vermiş. Osmanlının yavaş yavaş parçalanışı birinci dünya harbinde işgal edilişi her şey gerekçe olmuş ve komita örgütleri palazlanmaya başlamıştı kafkasyaya kadar . onlar mücadele edip yurtlarına bu ihaneti sokmamışlar gerekirse dağlarda yatıp kalkmışlardı. Bir masumun canına bile kıymamışlar hatta Ermenilerin bu konuda güvenini bile kazanmışlardı. Eğer öyle olmasadı Ermeniler bu teklifi asla götürmezlerdi. Ama ince ve küçük hesaplarla Alinin beklide para karşılığında yapılmayacak iyiliğini görmezden gelip kendilerine onları öldürüp insanların gözüne korku salmayı akıllarına koymuşlardı. Anadoluda buna benzer hikayeler çok tekrarlandı. Şimdide bu oyunların bazıları oynanıyor hatta bazı gürühlar işlerine geldiği gibi aynı dinden aynı kültürden olanları birbirlerine öldürtmek istiyor hatta işin en ilginç tarafı bu örgütler komitacı asala örgütünün devamı olduğu söyleniyor. Aynı eylemleri yapıyorlar bir gün onlar için savaşıyoruz dedikleri vatandaşlarımızı vuruyorlar ikinci gün vatani görevdeki askerleri bir gün ankarada bomba patlıyor bir gün vanda bir kitaçıda . ayrıştırmak bölmek sonrada emmelerine ulaşmak aynı oyun oyunun tezgahlayanlarda aynı . marksizim ve leninizm temelli ideoloji= Rusya kökenli. Uluslaşalım birleşip ülke kuralım ideoalojisi : Fransa kökenli. (Sırplar gibi). Eğitim lojistik planlama İngiltere … yardım ve yataklık Amerika… ve diğer sömürge komşular. Tarih teferruattır. Teferruatsa yaşam için zaruret. Bu içerik 218 defa okunmuştur. Etiketler:
Bir Öyküdür Hayat Kategorisinin Diğer İçerikleriBir Öyküdür Hayat Kategorisinin Diğer İçerikleri
|
KÖYÜMÜZ YANIKLI
YANIKLI SOHBET
GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ
ARTVİN'DE HAVA DURUMU
|
||