Kayıp Hikaye

Kayıp Hikaye

Ogeçadan gelen ses çığlık değil başka bir şey ? Mehmedin yüreğini yerinden oynatab bir uğultu; belkide köşeye sıkışmış bir yabanin iniltisinin dere içinden yansıması.Bunu orada olmayan asla bilemezdi.Sofuda orada değildi Sadece dışardaki seslere kulak kabartıyor ama dünyada olup bitenlerle...

01 Ocak 2011, 01:41 tarihinde Tarkan Yılmaz ekledi.
Bu içeriği paylaş:
Facebook  Twitter  Google  Yahoo 
 

 


Ogeçadan gelen ses çığlık değil başka bir şey ? Mehmedin yüreğini yerinden oynatab bir uğultu; belkide köşeye sıkışmış bir yabanin iniltisinin dere içinden yansıması.Bunu orada olmayan asla bilemezdi.Sofuda orada değildi Sadece dışardaki seslere kulak kabartıyor ama dünyada olup bitenlerle güz geldiğinden beri ilgilineside gelmiyordu.Ama ses tahta kedelleri(duvarları) ,Küçük cicinayı aşıp karanlığını ıssızlığını yanlızlığını kuşatıyor delip geçiyordu

Böylece Mehmedin dışarısına olan merakını tahrik ediyor depreştiriyordu.İnsan ne kadar uzaksa benliğine o kadar uzaktır insanlığına ve insana.insan ne kadar kaçarsa kaçsın gerçeklerden o kadar gerçeğin pençesine düşer.Ne kadar korkarsa o kadar yüzleşir korkularıyla.Ne kadar inkar ederse o kadar mahkum olur çilesine çile katar.Mehmet bu açıdan bakıldığında çile adamıydı.Deli ol dünya seninle uğraşsın felsefesi ona göre değilmiş artık anlamaktaydı.Çünkü umursamaz değildi çünkü umursuyordu yanlızlığını itilmişliğini her yaklaştığının ondan kaçışını ve Mehmede dokunuyordu bu ve mehmet duyduğundan beri hakkında konuşulanları ve bi,ldiğinden beri beğendiği kızın onun pasaklılığını dünyadan vazgeçmişliğini eleştirdiğini daha bir üzüntü içine girmiş daha çok dışlamıştı kendini toplumdan.


Ve bir gün mehmet kayboldu belki ormanın ıssızlığına teslim oldu belki bilinmeyen dağların ardına doğru yol aldı.Kimse nereye gittiğini bilemedi kimse aslında Mehmedin öylece çekip gitmesini umursamadı.şaşırmadılarda...Sanki bu beklenen birşeymiş gibi Bir kaç söz söylendi bu anlamda daha sonra herkes işine gücüne devam etti.

 

Yaylalar kuruldu yaylalar ..

 

Horonlar tepildi

 

Tırpanlar çekildi

 

ırgatlar edildi

 

türküler söylendi

 

bir kaç türküdede mehmet dendi

 

Ama Mehmet gelmedi; onu düşünen kim vardıki gelsin.Kim vardı ki onu kalbinde büyütmüş ona gönlünü vermiş vefalı.karşılıksız Mehmedin hiçbirşeyliğine vurulmuş.onun tüm bu dışlanmışlığına adamlık olarak bakmış.Ona acımadan insan gibi gördüğü için bağrına basmış.O germeldi.Fidan boylu dünyalar güzeli germel.Bir anlamsızlığın anlamı Germel.Aşkın insanı.Onun bu güzelliği onu bu gönlü genişliği karşısında kim aksini idda edebilirki !


Germel öyle bir kızdı Adı tatlıydı kendi adından tatlıydı dili güzelliği herşeyiyle bir başkaydı germel.En çok gözlerinin içinin gülmesi güzeldi.Sonra kirpiklerinin sivri olması:Sonra kırmızı elmacığını tamamlayan kırmızı dudakları.Sanki al bir boya sürülmüş gibi.Yanaklarının beyazlığı sanki puralanmış gibi Sonra saçlarının kumrallığı Sanki gürdal ağaçlarıyla boyanmış gibi.Evet öyleydi bu doğal güzellik birde ince bel ile tamamlanıyordu.Giyinmesi ayrı bir güzellikti.Herkes gibi giyinmezdi.Pasaklı değildi diğer kızlar gibi.Beline kuşak sarardı ninesi Gibi ama kuşağı genç işiydi.Fanilası vardı rengarenk gömleği ve caketası.Çizgili kundurası vardı görülmeye değer.Ve sığması vardı sızmalı.O ayrı bir güzeldi işte anlayacağınız kadarıyla.VE aşıktı öyle birine...Kimse yüzüne bakmazdı bile.

 

Aradan bir zaman geçmişti uzun bir zaman.Sofu saymamış olduğundan belki bir kaç gündü.Talan olmuştu bağ bahçe viran olmuştu yaylası kışlası.Ama Mehmet dirilmişti sanki yeniden.Bir adam geldi Hicretten Bedeni ayrı bir gurbete kalbi başka bir gurbete gitmişti bu adamın.Ama hepsi birlikte dönüler.Bedeni ve kalbi bütünleşmiş.Gitmişti sanki eski Mehmet ama geri gelenden kimse emin olamadı.Bir Mehmet gelmiş köye deniyordu.Mehmet dönmüş diyen yoktu.Onun için Germel hiç heyecanlanmadı.Taki Görene kadar tsancalaktan geçen Mehmedi görene kadar.Gene güz ayıydı.heyecanın bittiği herşeyin yoluna koyulduğu bir zamandı.sadece ırgatlara gidiyordu insanlar ve herşey yolunda görünüyordu.Arpa vardı Mısır oda yeni gelmişti köye yeni yeni ekimleri oluyor çok olmasa verim alınıyordu.Germelse Çoban gidiyordu ormanlara endamıyla süzülüp kayboluyordu ormanın içine doğru.Mehmedin güneşi batıyordu.O gün ilk defa öyle oldu.Mehmet germelin arkasına bakakaldı germelin boynuda arkada kaldı.Aklıda karışık.Öylede sevmişti sevmesine.Pasaklı deli Mehmedide sevmişti ama bu mucizeyi bir türlü anlayamamıştı.Germelin babasına Sarı İsmail derlerdi.bu güne kadar hiç bir kızını sevdiğine verdiği duyulmuş değildi.İşinde gücünde olmayan hiç kimse ondan kız almayı umud etmez oda zaten böyle bir düşünceye girmezdi.Sarı İsmail çok hiddetli ve lafını esirgemez korkulu bir adamdı.Her babayiğit bağında dolanmazdı.Her dostum diyen kolunu uzatamazdı.Hele Mehmet benim gönlüm Düzde senin kızına düştü dese Mehmede düze ne zaman geçtinde gönlünü düşürdün diye sorar bu soru herşeyi anlatmaya yeterdi.

 

Tarladaydı Mehmet Harmandaydı Hayattaydı Mehmet...

 

Sana aşkı öğreten nedir Mehmet

 

Mehmet kendine bu soruyu sordu ve düşündü

 

Ama Mehmet en önemli soruyu kaçırmıştı.

 

Sana adam olmayı öğreten nedir Mehmet

 

Aşk

 

Peki aşk nedir Mehmet

 

Adam olmak

 

Evet Mehmet

 

Peki insana Ölüme gülümsemeyi korkmadan ölmeyi öğreten nedir oda Aşk

 

Aşk Mübarek duygudur dedi Mehmet Kendiliğinden.Birde güldü Çünkü kendi kendine konuşana deli derlerdi.

 

Mehmette eski delilerdendi.

 

Mehmet harman dövüyor harmanıda.Öküzüde ödünç alıyordu.Ama birgün harmanıda öküzüde olacaktı bunu umuyordu.

 

Mehmet Yedi sene kaybolmuştu.Germelde o yedi senede her kısmete yüzünü çevirmiş elinin tersiyle itmişti.

 

Artık öyle olmuştuki germelle ilgili şüphler doğmaya başlamıştı.Kısmetleri elinin tersiyle itmesi unutulmuş sanki Germel evde kalmış gibi bir hava oluşmuştu buna Germelde üzülüyordu..

 

 

 

O gün diğer günlerden erken kalkıp sabah namazına durdu.İçindeki korkuya uyanmıştı.Tüm cesaretini kaybedeli fazla olmamıştı.YAkın bir zamanda taarruza uğramış içine bir ölüm korkusuyla karışık kaybetme korkusu yerleşmişti.Bu sabahki onu namaza kaldıranda Sadık hocanın ezan davudi sesi değil bu garip his idi.

 

Bu hissiyatla güne başladı.Geçirdiği yedi senenin acısı sızlattı yüreğini.batumda ettiği MArabalık rençberlik geldi aklına.Limon tarllarında gübre taşımasını hatırladı.Ve şahit olduğu anlayamadığı herşeyi hatırladı.

 

Batuma gitmişti arada Mehmet.Orda gariban düşmüş daha sonra bir ihtiyarın yardımıyla bir çiftlikte çalışmış ağır iş yapmış.hasret çekmişti.uzun zaman dayanamaış biraz para kazanınca tekrar yola düşmüştü.Çok şey değişmişti bunu gelirken yolda sıkılıan mermilerden farketmişti.Bir devlet kurulmuş.Bir devrim yapılmış başka bir devlette yıkılmıştı.Kurulan Türkiye Cumhuriyeti Yıkılansa Gürcü çarlığıydı.her iki durumada şahit olmuş her iki ülkenin kadaerini önceden görmüştü.Ama fazla birşey çıkaramaıştı.

 

Harmandaydı ödünç aldığı öküzün boynunda boyunduruk Mehmettede endişenin boyunduruğu huzursuzluk vardı.O demeye kalmadan bir atlı çıkageldi.öylece dikildi karşısına at harmandan arpaları aşırırken adamda kırbacı elinde mehmede bakıyordu.

 

Sen dedi Ahmet oğlu Mehmet bu öküzün vergisi tammıdır.Bir öküzün vergisi bir koyun bir koyununkide bir tavuk eder.

 

hayır diyemedi evetde diyemedi.çünkü öküz kendinin değildi.Ne derse desin adamında inanacak insafı yoktu.vergi memuru kırbacı kaldırdı.Öküzü hemen çöz peşime düş dedi.bu öküzü bağlıyor Devlet adına el koyuyorum dedi Muhtarın evinde tutanak tutulacak.vergi kaçırdığın.Bildirimde bulunmadığın için.Mehmet şaşırdı.HAyatta böyle bir öküzüde olmamıştı vergi vermeye fırsatıda

 

parası vardı ama adam bunuda sormadı çünkü o sıralar kimsede para bulunmazdı.Kimsede manatta bulunmazdı.Zaten yabancı para taşımakta suçtu ama Mehmet bunuda bilmiyordu.Muhtar sarı İsmailin evine gittiler.Tutanak tutmak için içeri girildi.mehmet germelin karşısındaydı.Herşey değişmişti biraz önce edilen küfürlerin aynısı tekrar ediliyordu ama germelin karşısındaydı artık Mehmet ve şu an bu küfür ona çok ağır geliyor kırbaçta şimdi omuzunu sızlatıyordu.Kırbaç arasıra sırtına vuruluyor adam bunu öyle alışkanlıklla yapıyormuş kadar rahattı.mehmedin deli damarı kabardı şimdi.Ama sabretti.Hakimin karşısına çıkmaya hacet yoktu aslında.Muhtar gerçeği bilebileceği için.Ama öyle olmadı olay mahkemeye intikal etti Mehmet haksız yere ceza alıyordu az kalsın ama MAhkemede kendini öyle bir güzel savunduki beraat etti.Bu güne kadar böyle olumlu sonuçlanan bir mahkemede olmamıştı.mehmet kendini çok iyi savunmuş hatta memurun ceza almasına vesi,le olmuştu.

 

Köylünü bakışı değişti mehmede ama Sarı İsmail nuh dedi Peygamber demedi.Sevda çeken gönül neyler ya sevdadan cayar yada..

 

Evet diğeri oldu.Mehmet Germeli Kaçırdı.

 

Sarı ismailin en iyi damadı oldu.

 

İnsanlara sarı ismail parmakla gösterdi bu en iyi damadımdır diye.

 

Mehmet Delilikten veliliğe geçti.Şanıda İlmide Aklıda yüceldi...

 

Germel de büyüdü Çocukları oldu.Yaşlandı torunları oldu.Nine oldu ve ikiside hayırlı bir şekilde öldüler.Çok sevap işlediler.Çok hikaye anlattılar yaşamlarında.


 


Bu içerik 225 defa okunmuştur.

Etiketler: Kayıp Hikaye 

Kayıp Hikaye bu içeriği Yanikli.Com da ara ...

Kayıp Hikaye bu içeriği Google de ara ...

GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ