Süngü

Vurucaksın rusun ensesine gözünden napeskalları dökülecek. Her işin bir usulu adabı olur. Demeye kalmamıştıki dağdan otomatik tüfek sesleri mavzerler,bardenalar birbirine...

01 Ocak 2011, 17:52 tarihinde Tarkan Yılmaz ekledi.
Bu içeriği paylaş:
Facebook  Twitter  Google  Yahoo 
 


     Vurucaksın rusun ensesine gözünden napeskalları dökülecek. Her işin bir usulu adabı olur. Demeye kalmamıştıki dağdan otomatik tüfek sesleri mavzerler,bardenalar birbirine karıştı.herkes içinin sıkılığından derin düşünceleri dalmış gözleri birbirini yokladıktan sonra öne düşmüştü.Osmanlı ne asker gönderebilmiş ne de sohumda ki bin kişilik süvari dışarı çıkabilmişti buda yetmezmiş gibi tabur birkaç kez saldırıya uğramış ve kötü darbeler almıştı. Osmanlı iki yandan muhasara edilmişti Rus kararlıydı etrafına Kafkasyadaki Balkanlardaki neki aç sefil beş paraya insan palazı satan varsa hep birden hücüm emrini almışlardı.Düşüncesiz rus savaşın kurallarına riayet etmiyor,önce köyler basılarak envai çeşit zülüm ve sindirmeyle birliklerin orduların moralleri bozuluyor daha sonra muntazam savaşa geçiliyordu.Baskınları yapanlar çekik gözlü Moğollara benzeyen acaip Papaklar takan ve böğürerek konuşan beşikteki bebeğe bile el uzatıp hatta süngüsüne takan basiretsiz meymenetsiz insanlardı.Baskınlarda öldü diye bırakılanların anlattığı zaten kabus gibiydi.Osmanlı Karstaki yenilgiden sonra Muhtar paşanın son erimize kadar Osmanlıya fedayız ama ne olur acemi askerleri göndermeyin yazık burada telef olup gittiler demelerine karşın Osmanlı eğitimli asker bulmakta sıkıntı çekiyordu. İstanbuldaki ittehatçi jönler ise hala yaptıklarının Osmanlıyı ve kafkasyayı balkanları derin bir mateme soktuklarının farkında olmadan meşrutiyet ahkamları kesiyor izmaritli sigaraları dudaklarında kahkahalarla bogazlarında Fransız usulu fülar ve fraklarıyla görenleri ifrit eden bir haldeydiler.osmanlı Ruslara baş edemiyordu.kuzeyden topladıkları dağda tepede yetişmiş zor kış şartlarına alışık askerlere karşı düz ovada cenk bilmez acemi çiftçileri yardım olsun diye öldürülen biçilen halkın arasına göndermiş ve çaresizliğin içinden çıkan birkaç destanla milleti avutmaktaydı.başkacada bir çareside yoktu zahar!
Suna mereğin kenarına oturmuş çaresiz gözlerin içini bir bir yokluyordu.Vanattaki baskından tek kurtulan oydu kılına bile zarar gelmemiş ama diğer Müslüman ahaliden bir fert bebekler dahil hayatta kalamamıştı.suna eteğini evirdikten sonra gözlerini alttan bulutlara iliştiricesine baktı artık korku dolu cesreti kırılmış bir göz daha görmek istemiyordu çaresizliğe inanmak istemiyordu.yaşadıkları ona bin yıllık tecrübeyle birlikte büyük acılarıda eklemişti.hergün korkuyla tepelere bakan ahali geceleri uykular uyuyamıayan buğdayını mısırını rusa kozağa kaptıran ahali hem aç hem sefil duruma düşmüştü.köy meydanında tulumla, mıziıkayla her bahneyle oynayan halk artık hiçbirşey düşünebilecek durumda değildi.Suna artık harmanda kollarını bir oyana bir bu yana salıyarak endam etmiyor. Hatta her fırsatta gözlerindeki yaşlarla meramını akıtıp kurtulmaya çalışıyordu.gene anlatmalarını istiyorlardı gene aynı acı dolu hikayeyi tekrarlamalarını .Suna birden irkildi titredi ve ardından salya sümük hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı .bebekler süngün tek dişinde bir paçavra gibi sallanıyordu diye bağırdı.Şerefsiz kosaklar bebekten meşale yaptıla yaptılar yaptılar diyerek yere çömeldi ve secdede döğünmeye başladı çaresiz halk korkularına korku eklediklerinin farkında bile değillerdi.
Ali tiflisin önde gelen aileilerindendi babası çiftçilikten tüccarlığa geçeli ve bölgede saygın bir tüccar olalı çok olmuştu mihralide sefahat içinde büyüyebilecekken halktan kopuk yaşamış olması gerekirken gene babasını eski günlerindeki gibi dağlarda bayırlarda çobanlık ve tarlada ırgatlık yaparak ve dost ahbap edinerek geçiriyordu.Sohbetine doyum olmayan iyi giyimli geniş omuzlu boksör burnu gibi yalpalı burunlu ayakları iki yana açık ve ayakkabısının iç taraflarını ezerek yürüyen gönlü alçak diye halk nezdinde sevgi kazanmış bir delikanlıydı. Olana bitene karşı duyarsız olmamakla birlikte daha düşmana silah çekmişliğide yoktu. Sabah akşama kadar ırgatlığa gider babsının dükkanından aldığı erzağı kimseye hissettirmeden ihtiyaç sahibine götürdüğü halde herkesin iyilikleri dilinde olan mert bir delikanlıda ne varsa bulunan biriydi.
O sabah Ruslar tiflisi işgal etti . Ali bunu evin köşkünde oturan birkaç sinir bozucu rus komutanını gördükten sonra daha iyi anladı. Artık evlerinin yeni misafileri zoraki misafirleri bu meymenetsiz adamlardı şarap içmelerinden homurtularla koskoca domuzu parçalamadan yemelerine bir insanda tiksinti uyandıracak kötü özlelliklerinin hepsi mevcuttu .koca sakalları yemeklerde gezinen kaba ve pek yıkanmayan bu adamlar evin her tarafında karşısına çıkmaktaydı. İyice huzuru kaçtığı halde hiçbir kelam dahi etmedi .etmeye ederdi ama babasının eve aldığını kovmak yada laf demek kimseye düşmemiş ki aliye düşsün.beyaz sakallı Mehmet ağa ise durumdan hoşnut olmadığını biliyor ama ümmetin nasıl bir belaya düştüğünüde daha iyi görüyordu.adamlar Osmanlıyı sefil etmeye and içmişlerdi.askerlerini yıllarca yeni savaş techizat ve teknikleriyle yetiştirip son darbeyi vurmak için hücüma kalkmışlardı. Ne kadar derin düşünürsen düşün Allahın inayeti olmadan Osmanlının kurtluşunun mümkün olmadığını daha yakından görmekte ve için için yanmaktaydı.bu meram onun fazla yaşamasına müsaade etmedide zaten.
Gece vefat eden Mehmet efendiyi Ruslar apar topar kaldırmış ve bir Hıristiyan mezarlığının köşesine Hıristiyan adetlerine göre gömmüşler hatta bu durumdan ne mihralinin nede ağabeyleri ve ablalarının haberi bile olmamıştı.Ona gelen haberle yıkılan mihrali sabah olsun hayrolsun hesabıyla yatıp binbir türlü kabusla uyandı.kara perdeli odasına ay ışığı çoktan düşmüştü.Dolaptan kimsenin fark bile etmediği rus beşlisini çıkardı beline bir tabanca koydu ve bismillah deyip kapıyı araladı.dedesi ona adam vurmak boğazlamak ve tepelemek adına her şeyi bir bir öğretmişti ama kendini yıllarca kavgadan döğüşten uzak tutmuş mihrali için birine spor haricinde saldırmak olağan üstü durum hariç hayal bile edilemesdi. ama iş çığrığından çıkmıştı. Gece rüyalarında bile babası kalk oğlum benibu ateşten çıkar yanıyorum naraları kulaklarında çınlıyordu sanki.
Mezarlığa çoktan varmış ayaklarını bir çamın altındaki mezara uzatmış sinmiş halde kim görse hayret ederdi. O kadar soğukkanlı idi o gece çam deliğinde Rusların mezarı olaki kimse bir yere götürmesin diye diktikleri nöbetçi kulubesinin yanıydı.bu bir prestij ve misyon meselesiydi. Koca molla Mehmet ahir çağında Hıristiyan olmuşta böyle vasiyet etmiş intibası tüm tiflisi etkilerdi.bu cin fikride yorgi vasilustan başkası ortaya atmamıştı.oda o gece mola Mehmet efendi şerefine şarap tokuşturma gafleti için kulubedeydi. İçerden kahkaha sesleri eksik olmuyordu.Ali o kadar kararlı olup soğukkanlılığını korumasaydı sinirden bir hata yapabilir şarap şişelerini boğazlarına tıkama hayallerine ulaşmaya çalışırken hezimete uğrayıp meydanda asılanların arasına katılabilirdi. Yapması gerektiği gibi herkes iyice sarhoş olana kadar bekledi içerde yorgi dahil dört kişi kalmıştıki ali yerinden fırladı. Kamasını ay ışığında parlatır parlatmaz bir rusu boğazlayıverdi. Usulca kenara koydu cesedi, içeri girip kılıcını çektiğinde ikisi uyanık biride boylu buyunca sızmış halde idi. Biraz mücadleden sonra hepsini tepelemişti.mezarı ordan hemen eline geçirdiği kazma kürekle alelacele açıp babsının cesedine ulaştıağlamanın zamanı olmadığını bildiği için en zor ve en kutsal görev bildiği görevini aklına getirip babasını omuzladı. Kim olsa o gece omzunda bir cesetle koşan bu adamı yadırgar hayret ve korkuyla irkilirdi.yolda düşünceleri ardı sıra sıralanırken babasıyla günleri gözlerinin önünden geçerken yere damlayan yaşlar belki hala tifliste Müslüman mezarlığının önünde parlıyordur.
Sabah çok erken olmuş ama gece neleri yaşamıştı. Bu hikaye bu efsane tiflise bir asır yeterde artardı. Ali sabah namazını hemen oracıkta kılmış eve gelmiş diğer cephaneyi alıp atının terkisine atlayıp çoktan yol almıştı bile . ki sabah bu olay fark edildi rus komutanlar küplere binmiş ve herkese rehin muamelesi yapmaya başlamıştı . iş iyice anlaşıldıktan sonra ise bir tutuklama emrinin yanında birde rehinelerin hergün öldürüleceğini taki mihrali teslim olana dek diyede bir emir yayınlamış ve herkese duyurmuştu. Halk bu olan biteni bu tutklama emri ile öğrendi. Artık tifliste kafkasyada bir kahraman vardı Rusları tepelemiş rezil etmiş ve büyük bir fedakarlık göstermişti.herkes ayakta kıvançla sevinçle mihralinin hikayesini anlatmaya başlamıştı.
Haber çoktan ulaşmış herkesin sohumda toplanma emri vatanlarını terk etmek zorunda olanları hüzne boğmuştu.Ahali artık bu bölgede can ve mal emniyetiyle yaşama imkanı bulmamaktadır. Devlet_i Ali osmaninin buraları muhafaza ve müdafa edecek kabiliyet ve gücü mevcut değildir. Olaki düşman gözünü karartır ve örneklerinde olduğu gibi ehli islamın kökünü kazımaya kalkarsa herkes teyakkuzda bulunmalı ve bu zaruri muhacirliğe boyun eğmeliydi.
Mihralinin hikayesinin hemen ertesi günü batumdada konuşulmaya başlanması rüyalara dağıtılmış bir ilhamlamıdır bilinmez . Ama ahalinin bir cesarete kavuşup içinin yağlarını eriten Ruslara intikam duygusunu mücadele yönüne kanalize eden bu hikayenin kahramanı bu yaşında emekliye ayrılsaydı genede ona kimse bişey demezdi ama o şimdi elbruzun teperlerinden batuma inmiş ve ardınada beşyüz süvari koymuştu.ölüm fermanı çoktan yazılmıştı ama ona Rusların verebileceği en büyük kuvvette bu fermanda gizliydi.tehcir edilen halkın arasından geçti mihrali o zamana kadar süvarisi bine yaklaşmış ve kıtlıktan ve rus baskınlarından bitap düşmüş ahaliye sürülerce koyun getirmişti .koyunlar Rusların zorla ellerinden aldığı zaten halka ait olan mallardı . Mihrali baskın veriyor her gittiği yerden yüzlerce binlerce ganimetle halkın arasına dönüyordu.
Çoktan ahali mihraliye türküler yazmıştı bile

Mihralinin fidan boyu
Padişahlardandır soyu
Artık korkmak işten değil
Uyu yavrum rahat uyu
Bunlar mihraliye yeni vazifeler verilemsinin resmiydi.
Derken rus gene bir oyun düşündü ve mihralinin Zaralarını azaltmak için bir emir daha yayınladı.Emirde Mihralinin telim olup bütün mahiyetiyle rus komutanlığının emrine girmesi halinde daha önceden vuku bulmuş suçlarının affedileceğini duyurdu.Bu onlar için bu işgalde hem bir fırsat hem belayı savma ve aynı tarafta olma ve olası halk direnişini kırma niyetini dile getiriyordu.Mihrali bu oyunu yemiş gibi yaptı ve mahiyetiyle rus hizmetine geçtiğini duyurup kendine rahat hareket kabiliyeti kazandırdı.süvarilerini beşbine çıkarınca Kafkas cephesi komutanı Muhtar paşaya telgrafla çağrıda bulundu.
Ben Tiflis Müslüman ahalisinden karapapklardan Molla Mehmedin oğlu mihrali. Millet ve ümmetime Allah yolunda cihad ile hizmet etmek isterim dedi ve muhtar paşanın birliklerine dahil olmasada Osmanlıya hizmete mazhar olmuş ve aklındaki cihad fikrine ulaşmış oldu.
Mihralinin peşine sohuma gitmesi gereken halktan binlerce insan katıldı çocuklarını Osmanlıya teslim edip cihad için mihralinin peşinden dağlara çıktılar .aylarca cenk edip dünyayı şaşırtacak zaferlere imza attılar.Eli kolu bağlanmış halka mihrali umut oldu ve beklide yüzbinlerce insanın hayatını kurtardı.Tehcir gerçekleşti ve yüzbinlerle ifade edilen Müslüman gürcü halkı Osmanlı hudutlarına intikal edip gemilerle yada başka vasıtalarla anadolunun dört bir tarafına yayıldılar . hicreti bağırlarında götürdüler sılaları hep yaban ellerde kaldı ama kültürlerini hiç terk etmediler.Ait oldukları vatana hizmet ettiler ve geçmişlerini unutmamaya çalıştılar ama her acıyla dağlanmış bünye gibi bu hatıralarınıda dağladılar.sunalar Aliler şimdi bizim nenelerimiz dedelerimiz.Onları rahmetle anıyorum…
Acı hayatın süngüdür.Ya kendi kalbine yada düşmanın kaburgalarına saplanır.

 


Bu içerik 234 defa okunmuştur.

Etiketler: Süngü 

Süngü bu içeriği Yanikli.Com da ara ...

Süngü bu içeriği Google de ara ...

GÜNÜN VİDEOSU
VİDEO GALERİ