Geceler var Efendim aydınlanması gereken.Hakikat var gerçeğin aynasında görülmeyi bekleyen.Asr-ı saadetin nurdan ışık huzmesiyle taçlanmak isteyen geceler var.Ne devirler var hasatsız geçen,baharı gelmeyen nice kışlarımız,güne hasret kaldığımız geceler var…
Biz; en büyük mucizen,,ezelin ve ebedin yegane kaynağı olan kur’annı Kerimi süslü bezlere sarıp duvarlara astık.Kaynaklığa düşmanın teorilerini,fikir akımlarını aldık.Bir zamanlar İslamın şanlı bayrağı altında farklı etnik grupları bünyemizde beslerken şimdi sığınacak gölge aramaya koyulduk.Çareyi onlar gibi yaşamada bulduk,teknolojilerini ve iyi yönlerini almaktı amacımız,biz;eğlence anlayışlarını,yaşayışlarını,dünya görüşlerini aldık.İlimi,bilimi unuttuk! Yok unutmadık Efendim uyutulduk!..Ne zaman medeniyet medeniyet emperyalist kaftaniyle rahmet dağıtmaya kalktı ağır pençesi altında ezildik,dağıldık.bir zamanlar bükülmezdi bileğimiz ki o zamanlar handi gönüllerimiz.
Uyandık ama kanlı bir sabaha,kızarmış şafaktan kan damlıyor,toprak şühedayla doymuş istemiyor,gözlerimizden sinemize süzülüyor kan damlaları.Çanakkale geçilmez diye inletiyor afakı,erlerin naraları.Şimdi göz atıyorumda Çanakkalede gezen hangi ejdadın torunları?Hangi yolun,hangi davanın yolcuları?
Efendim biz İslama bekçiydikTuğrul Beydi Doğunun ve Batının sultanı,Yıldırım Beyazıt Handı sultanı, iklim-i Rum hükümdarı…Şüphesiz her darlığımızda yetişti şefaatin. “istanbul birgün muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ve onun askerleri ne üzel askerdir.”buyurdun ejdadımıza asirlar öncesinden.Fatih senin için aldı Kostantinini, İstanbul dedi,eşk-i aşkınla nice er şehitliğe erdi.
Boynumuz bükük Efendim mahçubuz.Menşelerimize zehir atıldı sanki kurtulduk.Biliyoruz ki günahlarımız dağları aşkın.Sen ki cehaetin kol gezdiği sahralarda,köhne inanışların melekesiyle günaha saplanmışların afakınnda,elleriyle oydukları taşlara secde edenlerin,sıra sıra putların kabeye dizildiği o zamanda,masum kız bebeklerini gûya hayadan taşlayarak öldürüldüğü o diyarlarda geceye doğan gün,insanlığa rahmettin Efendim.Putları oyduğu elini şefaatinle duaya kaldıran eller gibi kirli ellerimiz,duaya kaldırmaya utanır kimilerimiz.
Biz ki günahın dehlizinde yalpalayan çaresizleriz hani senin asırla öncesinden kardeşim dediklerin.Senin mübarek yüzünü göremedik itaat ettik,sana inandık,bağlandık. Kimi zaman unutsakta sünnetini,sevdanın huzurlu yollarının menzilinde gördük Rabbimizin rızasını.Gülistan bağlarının dikenleriydik,gül dikensiz olmaz dedik merhametine sığındık.
Ruz-ı haşrde bizi de sancağının altında topla Efendim şayet gayya kuyularını haketmiş olsakta.Bizi de ümmetim de Efendim ahlakınla ahlaklanmayı beceremesekte. Bizim de rüyalarımıza gel Efendim gce namazlarını unutmuş,uyutulmuş olsakta.
Senk ki efendim tiynet-i papaksın sıvazlasan bir günahkarın onu veli kılarsın. Küllerinde doğmaya,aşkınla yanmaya,ayrılmışken bir olmaya,uyanmaya bizi muvaffak kıl Efendim ki sen alemlere rahmetsin.Ümmeti ümmeti ağlayanda tek peygamber sensin.
Ahir zamanda ümmetinin derdiyle dertlenen bir kuldan haberdar olman dileğiyle,biz; sana aşık biz sana sevdalı…Alim Avcı Edebiyat Öğretmeni Artvin
Bu içerik 298 defa okunmuştur.
Etiketler:
biz;
sana
aşık
biz
sana
sevdalı
biz; sana aşık, biz sana sevdalı bu içeriği Yanikli.Com da ara ...
biz; sana aşık, biz sana sevdalı bu içeriği Google de ara ...